Hudbe b. Hâlid bize rivayet etti.
Hemmâm bize rivayet etti.
Katâde bize rivayet etti.
Enes b. Mâlik, Muâz b. Cebel’den nakletti. Muâz dedi ki:
Ben Peygamber’in terkisindeydim; benimle onun arasında semerin arka kısmından başka bir şey yoktu. Peygamber dedi ki:
“Ey Muâz!”
Ben: “Buyur, ey Allah’ın elçisi; emrine hazırım.” dedim.
Bir süre gitti, sonra yine dedi ki:
“Ey Muâz!”
Ben: “Buyur, ey Allah’ın elçisi; emrine hazırım.” dedim.
Bir süre daha gitti, sonra dedi ki:
“Ey Muâz b. Cebel!”
Ben: “Buyur, ey Allah’ın elçisi; emrine hazırım.” dedim.
Dedi ki:
“Allah’ın kulları üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun?”
Ben: “Allah ve elçisi daha iyi bilir.” dedim.
Dedi ki:
“Allah’ın kulları üzerindeki hakkı; O’na kulluk etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır.”
Sonra bir süre gitti, ardından dedi ki:
“Ey Muâz b. Cebel!”
Ben: “Buyur, ey Allah’ın elçisi; emrine hazırım.” dedim.
Dedi ki:
“Kullar bunu yaptıklarında, kulların Allah üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun?”
Ben: “Allah ve elçisi daha iyi bilir.” dedim.
Dedi ki:
“Kulların Allah üzerindeki hakkı; onları azaplandırmamasıdır.”