Mûsâ b. İsmâil bize rivayet etti.
Ebû Avâne bize rivayet etti.
Ebû Bişr’den, Ebû’l-Mütevekkil’den, Ebû Saîd’den rivayetle:
Resûlullah’ın arkadaşlarından bir grup bir yolculuğa çıktı. Bir Arap kabilesinin yanına konakladılar ve onları misafir etmelerini istediler; fakat misafir etmediler.
Derken o kabilenin reisi sokuldu. Onun için her şeyi denediler; hiçbir şey fayda etmedi. Bazıları dedi ki:
“Şu size konaklayan gruba gitseniz; belki onlardan birinde bir şey vardır.”
Gittiler ve dediler ki:
“Ey topluluk! Reisimiz sokuldu. Her şeyi denedik; hiçbir şey fayda etmedi. İçinizden birinde bir şey var mı?”
Onlardan biri dedi ki:
“Evet, vallahi ben rukye yaparım. Fakat vallahi biz sizden misafirlik istedik, bizi misafir etmediniz. Bu yüzden bize bir ücret belirlemedikçe size rukye yapmam.”
Onlarla bir koyun sürüsü üzerinde anlaştılar. Adam gitti; tükürerek (üfleyerek) ve “Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’adır” (Fâtiha) okuyarak devam etti. Sonunda sanki bağından çözülmüş gibi ayağa kalktı; yürüyüp gitti, üzerinde hiçbir sıkıntı kalmadı.
Onlar da anlaştıkları ücreti eksiksiz verdiler. Sahabilerden bazıları:
“Paylaştırın.” dedi.
Rukye yapan kişi dedi ki:
“Hayır; Resûlullah’a gidip olanı ona anlatalım, bize ne emredecek bakalım.”
Resûlullah’ın yanına geldiler ve olayı anlattılar. O da dedi ki:
“Onun rukye olduğunu nereden bildiniz; isabet etmişsiniz. Paylaştırın; bana da sizinle birlikte bir pay ayırın.”