Saîd b. Ebî Meryem bize rivayet etti. Ebû Gassân bize rivayet etti. (Ebû Gassân) dedi ki: Ebû Hâzim bana rivayet etti. İbrahim b. Abdurrahman b. Abdullah b. Ebî Rebîa’dan; Câbir b. Abdullah’tan:
Câbir (şöyle) dedi:
Medine’de bir Yahudi vardı; hurmamı hasada kadar bana avans borç verirdi (ben de ona hurma borçlu olurdum). Câbir’in Rûme yolundaki arazisi (hurmalığı) vardı; (ürün vermedi) ve bir yıl (boş) kaldı. Hasat zamanı Yahudi yanıma geldi; oradan hiçbir şey deremedim (toplayamadım). Onu gelecek yıla ertelemek istedim, fakat kabul etmedi.
Bu durum Peygamber’e haber verildi. Peygamber ashabına:
“Gelin, Yahudi’den Câbir için süre isteyelim.” dedi.
Onlar benim hurmalığıma geldiler. Peygamber Yahudi ile konuşuyordu; Yahudi:
“Ey Ebü’l-Kâsım! Ona mühlet vermem.” diyordu.
Peygamber bunu görünce kalktı, hurmalıkta dolaştı. Sonra Yahudi’ye tekrar gidip konuştu; yine kabul etmedi.
Ben kalktım, az biraz taze hurma getirdim, Peygamber’in önüne koydum; yedi. Sonra:
“Ey Câbir, senin arîşin (gölgelik/barınağın) nerede?” dedi.
Ben ona yerini söyledim. O:
“Oraya benim için ser.” dedi.
Ben serdim; içeri girdi ve uyudu. Sonra uyanınca yine bir avuç (taze hurma) getirdim; ondan da yedi. Sonra kalktı, Yahudi ile konuştu; yine direndi.
Peygamber hurmalıkta taze hurmaların arasında ikinci kez durdu (dolaştı). Sonra:
“Ey Câbir, şimdi hasat et ve öde.” dedi.
Hasat yerinde durdu; ben de (öyle bir bereket oldu ki) ona olan borcumu ödeyecek kadar topladım ve üstüne de arttı.
Çıkıp Peygamber’e geldim, onu müjdeledim. O da:
“Şahitlik ederim ki ben Allah’ın elçisiyim.” dedi.
(Açıklama:)
“Urûş” ve “arîş” bir yapıdır (gölgelik/çardak). İbn Abbas da “ma‘rûşât” hakkında: Asmalardan ve benzerlerinden “üstü kurulan/çardak yapılan” şeylerdir; “urûşuhâ” denir, yani onların yapıları (kurulan üstlükleri).