Yahyâ b. Bükeyr bana rivayet etti. Leys bize rivayet etti. Ukayl’den; İbn Şihâb’dan:
İbn Şihâb dedi ki: Mahmud b. Rebî‘ el-Ensârî bana haber verdi ki, İtbân b. Mâlik (Ensar’dan Bedir’e katılmış, Peygamber’in sahâbîlerindendi) kendisine haber vermiş:
İtbân, Allah’ın elçisine geldi ve şöyle dedi:
“Ey Allah’ın elçisi! Gözüm zayıfladı (görmem bozuldu). Ben kavmeme imamlık yapıyorum. Yağmur yağdığı zaman benimle onların arasında bulunan vadi taşar; mescitlerine gidip onlara namaz kıldıramam. Ey Allah’ın elçisi, senin gelip evimde namaz kılmanı istiyorum; ben de orayı namazgâh edineyim.”
Allah’ın elçisi:
“Bunu yapacağım.” dedi.
İtbân dedi ki:
Allah’ın elçisi kuşluk vaktinden sonra, Ebû Bekir’le birlikte geldi. Peygamber izin istedi; ben de izin verdim. Oturmadı; eve girince bana:
“Evinde nerede namaz kılmamı istersin?” dedi.
Ben evin bir tarafını işaret ettim. Peygamber kalktı, tekbir aldı. Biz de saf olduk. İki rekât namaz kıldı, sonra selâm verdi.
Biz onu, yaptığımız “hazîr” denilen yemek için alıkoyduk. Bunun üzerine ev halkından birçok erkek (eve) geldi; toplandılar. İçlerinden biri:
“Mâlik b. Duhşun nerede?” dedi.
Bazıları:
“O münafıktır; Allah’ı ve elçisini sevmez.” dedi.
Peygamber:
“Böyle söyleme! Onun ‘Allah’tan başka ilah yoktur’ dediğini görmüyor musun? Bununla Allah’ın rızasını istiyor.” dedi.
(Biri:) “Allah ve elçisi daha iyi bilir.” dedi.
Biz:
“Biz onun yüzünün (yönelişinin) ve nasihatinin münafıklardan yana olduğunu görüyoruz.” dedik.
Peygamber:
“Allah, ‘Allah’tan başka ilah yoktur’ deyip bununla Allah’ın rızasını isteyen kimseye ateşi haram kılmıştır.” dedi.
İbn Şihâb dedi ki:
Sonra Mahmud’un hadisi hakkında, Ensar’dan Benî Sâlim kabilesinden ve onların ileri gelenlerinden olan Husayn b. Muhammed el-Ensârî’ye sordum; o da bunu doğruladı.