Müslim b. İbrâhim bize rivayet etti; Cerîr b. Hâzim bize rivayet etti; Muhammed b. Sîrîn’den; Ebû Hureyre’den; Peygamber şöyle dedi:
“Beşikte yalnızca üç kişi konuşmuştur: İsa.
İsrâiloğullarında Cüreyc denilen bir adam vardı; namaz kılardı. Annesi ona geldi ve onu çağırdı. O da ‘Annemin çağrısına mı cevap vereyim, yoksa namazı mı kılmaya devam edeyim?’ dedi. (Annesi) ‘Allah’ım! Ona fahişelerin yüzlerini gösterinceye kadar onu öldürme!’ dedi.
Cüreyc, ibadethanesinde (inzivada) idi. Bir kadın ona musallat oldu ve onunla konuştu; fakat o kabul etmedi. Bunun üzerine kadın bir çobana geldi; ona kendini verdi ve bir çocuk doğurdu. Sonra da ‘Bu çocuk Cüreyc’dendir’ dedi.
Bunun üzerine (insanlar) onun yanına geldiler; ibadethanesini yıktılar, onu aşağı indirdiler ve ona sövdüler. O abdest aldı, namaz kıldı; sonra çocuğa geldi ve ‘Ey çocuk, baban kim?’ dedi. Çocuk ‘Çoban’ dedi. Onlar ‘Senin ibadethaneni altından yapacağız’ dediler. O da ‘Hayır; ancak çamurdan’ dedi.
Bir de İsrâiloğullarından bir kadın vardı; çocuğunu emziriyordu. Derken süslü görünüşlü, (heybetli) bir adam binek üzerinde yanından geçti. Kadın ‘Allah’ım! Oğlumu bunun gibi yap’ dedi. Çocuk onun memesini bıraktı, biniciye yöneldi ve ‘Allah’ım! Beni bunun gibi yapma’ dedi. Sonra tekrar memeye yöneldi, emmeye devam etti.
(Ebû Hureyre dedi ki: Sanki Peygamber’i parmağını emerken görür gibiyim.)
Sonra bir cariye geçti. Kadın ‘Allah’ım! Oğlumu bunun gibi yapma’ dedi. Çocuk onun memesini bıraktı ve ‘Allah’ım! Beni onun gibi yap’ dedi. Kadın ‘Niçin böyle?’ dedi. (Çocuk) dedi ki: ‘Şu binici zorbalardan bir zorbadır; şu cariyeye ise “çaldın, zina ettin” diyorlar, hâlbuki o bunları yapmadı.’”