Kuteybe bize rivayet etti: Ya‘kub b. Abdurrahman bize rivayet etti: Ebû Hâzim’den; o da Sehl b. Sa‘d es-Sâidî’den:
Sehl dedi ki:
Resulullah müşriklerle karşılaştı; savaştılar. Resulullah kendi ordugâhına döndüğünde, ötekiler de kendi ordugâhına döndü.
Resulullah’ın arkadaşları arasında bir adam vardı; tek başına kalan ya da kaçan hiç kimseyi bırakmıyor, hepsinin peşine düşüp kılıcıyla vuruyordu.
İnsanlar: “Bugün hiçbirimiz falan kişi kadar iş görmedik.” dediler.
Bunun üzerine Resulullah:
“O aslında cehennem ehlindendir.” dedi.
Topluluktan bir adam: “Ben onun peşine düşeceğim.” dedi.
Onunla birlikte çıktı; adam durursa o da duruyor, hızlanırsa o da hızlanıyordu.
Sonra o savaşçı ağır bir yara aldı; ölümü acele istedi. Kılıcının ucunu yere dayadı, kabzasını (ya da kılıcın üst kısmını) göğsünün arasına koydu; sonra kılıcın üzerine kendini bastırdı ve kendini öldürdü.
Bunu gören adam Resulullah’a geldi ve:
“Senin Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik ederim.” dedi.
Peygamber: “Bu da ne demek?” dedi.
Adam: “Az önce cehennem ehlindendir dediğin adam var ya… İnsanlar bunu büyük gördü. Ben ‘ben onun işini size göstereceğim’ dedim. Peşine düştüm. Ağır yaralandı, ölümü acele istedi; kılıcının ucunu yere dayayıp kabzasını göğsünün arasına koydu; üzerine abanıp kendini öldürdü.” dedi.
Bunun üzerine Peygamber şöyle dedi:
“İnsan, insanlara öyle göründüğü halde cennet ehlinin amelini işler; fakat cehennem ehlindendir. İnsan da insanlara öyle göründüğü halde cehennem ehlinin amelini işler; fakat cennet ehlindendir.”