Bize Müsedded rivayet etti.
Dedi ki: Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti.
Bize Ebû Hayyân et-Teymî, Ebû Zur‘a’dan, o da Ebû Hureyre’den rivayet etti.
Ebû Hureyre dedi ki:
Nebî bir gün insanların karşısındaydı. Cebrâil geldi ve dedi ki:
“İman nedir?”
Nebî dedi ki:
“İman; Allah’a, meleklerine, O’na kavuşmaya, peygamberlerine ve dirilmeye iman etmendir.”
Dedi ki:
“İslam nedir?”
Dedi ki:
“İslam; Allah’a kulluk etmen, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaman, namazı kılman, farz olan zekâtı vermen ve Ramazan orucunu tutmandır.”
Dedi ki:
“İhsan nedir?”
Dedi ki:
“Allah’a, O’nu görüyormuş gibi kulluk etmendir; sen O’nu görmesen de O seni görür.”
Dedi ki:
“Kıyamet ne zamandır?”
Dedi ki:
“Bu konuda sorulan, sorandan daha bilgili değildir. Ancak sana alametlerini haber vereyim: Cariye efendisini doğurduğunda; yalın ayak, çıplak çobanların bina yapmada yarıştıklarını gördüğünde… Bunlar beştir ki, onları Allah’tan başkası bilmez.”
Sonra Nebî şu ayeti okudu:
“﴿Şüphesiz kıyametin bilgisi Allah’ın katındadır﴾.”
Sonra döndü ve dedi ki:
“Onu geri çağırın.”
Fakat bir şey göremediler.
Bunun üzerine dedi ki:
“Bu, Cebrâil’di; insanlara dinlerini öğretmek için geldi.”
Ebû Abdullah dedi ki:
Bunların tamamını imandan saydı.