İşte yükseliyor o ışık: arabanız koşuldu, göğün zirvesinde dolaşan araba.
Bu arabanın içinde üç türdeş yiyecek bölmesi vardır, ve içi mead dolu bir tulum dördüncüsüdür.
Lezzetli mead ile dolu yiyecekleriniz öne çıkar, şafakta arabalar ve atlar görünür.
Çevrili karanlığın örtüsünü sıyırır, orta havada güneş gibi parlak bir ışık yayar.
Meadı dudaklarınızla için, içkiye alışkın dudaklarla; mead için sevdiğiniz arabanızı koşun.
Gittiğiniz yolu tazeleyin, yolları mead ile tazeleyin: buraya getirin, ey Aşvinler, mead dolu tulumu.
Kuğularınız dost canlısıdır, mead ile zengin, altın kanatlı, çekmeye güçlü, sabahın erken saatlerinde uyanan.
Akıntıyı yüzerek geçen, coşkulu, neşelendiren içkiler için istekli: mead sunularımıza sinekler gibi gelirsiniz.
Ritüellere aşina ve mead ile zengin olan ateşler, sabahın erken saatlerinde Aşvinler’e şarkı söyler.
Saf ellerle dikkatli ve enerjik rahip, taşlarla Soma’yı mead ile bastığında.
Yakınlaşan ışınlar, gündüzle birlikte karanlığı kovar, gök boşluğuna güneş gibi parlak ışık yayar.
Ve Güneş atlarını koşar, yoluna koyulur: siz ise tanrısal doğanızla onun yollarını görünür kılarsınız.
Dindar düşüncelerle ilan ettim, ey Aşvinler, iyi atlarla donanmış, sonsuza dek süren arabanızı.
Bu arabayla bölgelerden hızla seyahat edersiniz, adak getiren hazır tapınana doğru.
Chat
Sohbet Yükleniyor...