Savaşçının yüzü bir gök gürültüsü bulutu gibidir, savaşın kucağına ilerlerken; bedenin yara almadan zafer kazan, zırhının gücü seni korusun. Yayı kullanarak inekleri elde edelim, yayı kullanarak mücadeleyi kazanalım, yayı kullanarak korkunç savaşları kazanalım; yay düşmana hoşnutsuzluk getirir, yayı kullanarak her yönde zafer kazanalım. Kulak yakınına gelir, sanki konuşacakmış gibi; sevgili yoldaşını kucaklayarak; bir kadın gibi yay kirişi gerilmiş yay üzerinde titreşir, savaşta kurtarır. Gelin gibi topluluğa gelen, bir annenin çocuğunu bağrına basması gibi, oku kucaklarında taşır onlar; bu iki uç birlikte düşmanları deler, birbirinden fırlayan bu uçlar düşmanı yarar. Birçok kızın babası, birçok oğlun atasıdır o; savaşa giderken ıslık çalar, sırtında taşınan sadak içindekini sunar, her grubu ve orduyu yener. Savaş arabasında duran, iyi bir araba sürücüsü olarak, istediği yere atlarını sürer; dizginlerin gücüne hayran olun; arkadaki dizginler sürücünün aklına itaat eder. Güçlü toynaklı atlar yüksek sesle kişner, arabalarla birlikte güçlerini sergilerler; ön ayaklarıyla düşmanı ezerek, cesurca düşmanı yok ederler. Araba taşıyıcısının adı sunudur, zırhının ve silahının yerleştirildiği yerdir orası; o halde güçlü arabaya binelim, her gün dostça yüreklerle. Tatlı oturaklara sahip atalar, güç bahşederler, sıkıntıda büyük ve derin bir destek sunarlar; çeşitli ordularla, onları güçlendiren oklarla, gerçek kahramanlarla, geniş çaplı fethedenlerle birlikte olurlar. Brahmanlar, Soma’ya layık atalar, gök ve yer, rakipsiz bize lütufkar olsunlar; Pusan, uğursuzluktan bizi korusun, bizi kutsal düzenle ilerletenleri koru; hiçbir düşman bizi alt etmesin. Tüy onun giysisidir, dişi geyiğin dişi onun dişidir, sığır derisiyle bağlanmıştır, fırlatıldığında uçar; insanların toplandığı ve dağıldığı yerde, oklar bize koruma sunsun. Ey düz yoldan giden, bizden uzak dur; bedenimiz taş gibi olsun; Soma bize iyilik etsin ve Aditi koruma versin! Sırtlarına vurur, uyluklarına çarpar; ey at kırbacı, savaşta usta atları harekete geçir. Bir yılan gibi kıvrımlarıyla kolunu sarar, yay telinin sürtünmesini engeller; el koruyucu her türlü beceriyi bilen, adamı her yönden yiğitçe korusun. Ey orman efendisi, kuvvetli uzuvlara sahip ol, bizim yoldaşımız, etkili, büyük güce sahip; sığır derisiyle bağlanmışsın, güçlü ol; sana binen kişi fethedilmesi gerekeni fethetsin. Gökten, yerden güç toplanmıştır, ağaçlardan kuvvet birikmiştir; suların gücü, sığırlarla çevrilmiş olan, İndra’nın yıldırımı olan araba, sunuyla onurlandırılsın. İndra’nın yıldırımı, Marutlar’ın yüzü, Mitra’nın embriyosu, Varuna’nın göbeği; ey tanrısal savaş arabası, bu kurbanımızı kabul ederek sunuları kendine al. Yere ve göğe kükre; dağılmış dünya birçok yerde seni bilsin; ey davul, İndra ve tanrılarla birlikte, düşmanı çok uzaklara sür. Kükre sen! Bize güç ve kudret ver. Gök gürültüsü gibi engelleri yık; homurdan, ey davul, uğursuzluğu buradan uzaklaştır; sen İndra’nın yumruğusun; gücünü göster. Onları bize sür, bunları da bize getir; davul, savaş işareti için yüksek sesle konuşur; atlarla kanatlanmış kahramanlarımız birleşir; savaş arabası sürenlerimiz zafer kazansın, ey İndra.
Chat
Sohbet Yükleniyor...