Gece senin annen, bulut baban, Aryaman büyükbaban; Silaki senin adın, tanrıların kız kardeşisin.
Seni içen kişi yaşar; o kişiyi sen korursun. Çünkü sen ardışık nesillerin destekçisisin, insanların sığınağısın.
Tırmandığın her ağaca, bir erkeğe arzu duyan kadın gibi sarılırsın. “Zaferli”, “sağlam köklü”, “kurtarıcı” — bunlar senin adındır.
Sopayla, okla ya da ateşle açılmış yara — sen onun ilacısın: işte bu kişiyi iyileştir!
Asil plaksha ağacı (ficus infectoria), asvattha (ficus religiosa), khadira (acacia catechu) ve dhava (grislea tomentosa) üzerinde yetişirsin; asil nyagrodha (hint inciri) ve parna (butea frondosa) üzerinde de. Bize gel, ey Arundhati!
Altın renkli, güzel, güneş renkli, en yakışıklı bitki; ey şifa verici, kırığa gel! “Şifa” senin adındır!
Altın renkli, güzel, alev gibi, kıllı gövdeli bitki; sen suların kız kardeşisin, ey Laksha, rüzgar senin soluman oldu.
Senin adın Silaki, keçi gibi kahverengisin, baban bir bakirenin oğludur. Ölüm tanrısı Yama’nın kahverengi atının kanıyla serpilmişsin.
Atın kanından düşüp ağaçlar boyunca koştun, kanatlı bir dereye dönüştün. Bize gel, ey Arundhati!
Chat
Sohbet Yükleniyor...