el-Haraki’nin sözünün zahirinden anlaşılacağı üzere müdebber köle sadece (efendinin) borcunun olması durumunda satılır. Nitekim İmam Ahmed de bu görüşe imada bulunmuştur. İmam Malik der ki: Kölenin azad edilmesi durumunda adamın borcu fazla olursa o vakit kölesi satılır. Eğer köle bin (dirheme) eşit olur ve yanında elli (dirhem) bulunursa köle satılmaz.
İmam Ahmed’den nakledildiğine göre, o şöyle demiştir: Ben müdebber kölenin satışını sadece borç noktasında uygun buluyorum. Eğer adam fakir olur ve bir şeye malik değilse, o zaman onu satmayı uygun bulurum. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), kölesinden başka malı bulunmayan bir kişinin olduğunu öğrenince müdebber kölesini satmıştır. Çünkü onun ihtiyaçlı olduğunu biliyordu. Bu, İshak’ın kavlidir.
İmam Ahmed’den nakleden bir topluluk ise ihtiyaç olsun, olmasın borcu bulunsun veya bulunmasın mutlak olarak müdebber kölenin satılmasının caiz olduğunu ileri sürmüşlerdir. Doğru olan da budur. Bu, İmam Şafii’nin de kavlini oluşturmaktadır. Çünkü aslolan vasiyetten üçte biridir. O vakit efendisi hayatta olduğu sürece bu vasiyetini değiştirebilir.
Sevri, Evzai, rey ashabı ve İmam Malik ise müdebber kölenin satılmasını kerih görmüşlerdir. Zira o, efendisinin ölümünden sonra azad olmayı hak eder, bu yönüyle ümmü velede benzer. (Ama) ümmü veled’in azad olması efendisinin seçimi olmadan söz konusu olur ve ümmü veled bağış da sayılmaz, malın hepsinden olabilir; dolayısıyla hiçbir surette geçersiz kılınması mümkün değildir. Müdebber köle ise bunun tersinedir.