Kaza (hüküm vermek) konusunun meşruluğu kitap, sünnet ve icma’ya dayanmaktadır. Yüce Allah buyurur ki: “Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.” (Nisa Suresi 65)
Amr b. el-As’ın rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bir hakim hüküm vereceği zaman doğru hükmü bulmak için içtihat eder ve hükmünde isabet ederse ona iki sevap vardır. Eğer doğru hükmü bulmak için içtihat ederek hükmünü verir, ancak bunda isabet edemezse bu defa bir sevap alır.” Buhari ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.
Bunlardan başka ayetler ve hadisler oldukça çoktur. Müslümanlar, kaza (yargı)’nın işlemesi ve insanlar arasında hükmedilmesinin meşru oluşu noktasında icma etmişlerdir.
Kaza konusu farz-ı kifaye olan konulardandır. Çünkü hüküm vermeden insanlar arasında doğru ve düzgün bir yaşantı gerçekleşmez. Öyleyse cihad ve devlet başkanlığı gibi konularda olduğu gibi kaza (hüküm, yargı) konusu da vacip sayılmıştır. Hüküm vermeyi yerine getirenlerin ecri ve mükafatı büyüktür, hakkı da eda etmek anlamına gelir. Bunun yanında hakkı yerine getirmeyenleri de büyük bir tehlike ve günah beklemektedir.
Chat
Sohbet Yükleniyor...