Vasinin, vesayeti altındaki kimse lehine şahitlikte bulunması makbuldür. el-Muvaffak bu konuda bir ihtilaf bilmediğini belirtmiştir. Çünkü vasi böyle bir şahitlikle itham altında değildir; bu şahitlik sayesinde bir menfaat elde etmez ve bir zararı da ortadan kaldırmış olmaz.
Ancak vesayet altındaki kimseler hâlen vasi tarafından hacr altında bulunduruluyorlarsa, bu durumda vasi lehlerine şahitlik yapamaz. Bu, âlimlerin çoğunluğunun görüşüdür. Çünkü bu hâlde vasi, hasım olduğu bir konuda şahitlik yapmış sayılır. Dolayısıyla, hakları talep etmek, hasımlık yapmak ve tasarrufta bulunmakla birlikte, onun şahitliği kabul edilmez. Bu, kişinin kendi malı için şahitlik yapması gibidir.
Ayrıca vasi, ihtiyaç duyduğunda onların mallarından istifade ediyor olabilir; bu durumda da bir tür töhmet altındadır.
Şüreyh ve Ebû Sevr ise, davada hasmın başkası olması durumunda vasi tarafından yapılacak şahitliğin caiz olacağı yönünde fetva vermişlerdir. Çünkü o durumda vasi, onlara karşı bir yabancı konumundadır. Böylece bu şahitlik, vasiyetin sona ermesinden sonra gerçekleşmiş gibi kabul edilir.