Yoksullardan kimisini yedirse, kalanı da giydirse ve bu şekilde sayı tamamlanmış olsa, İmam Ahmed’in, Sevrî ve rey ashabının kavline göre bu kefaret için yeterli gelir. Çünkü nassta bulunan vacip sayıyı yerine getirmiş demektir; dolayısıyla da sanki tek bir cinsten o kefareti ödemiş gibi kabul edilir. Bunun yanında her iki türden birisi, tüm sayı noktasında diğerinin yerine geçmiş olmakta ve haliyle de diğerinin yerini almış olmaktadır, sanki iki kefaret gibi değerlendirilmiş sayılır. Bir de “yedirmenin” ve “giydirmenin” manası aynı kapıya çıkar; çünkü amaç zaten yoksulun sıkıntısını gidermek ve ona yardımcı olmaktır. O vakit sayı hususunda eşitlenmiş olurlar, kendisine verilecek olan şeyde ise onun perişan hali göz önünde bulundurulur.
İmam Şafii der ki: Ayet-i kerimeye göre kefaret türleri bölünemez. Buna dair gerekçe iki yönden ele alınır:
Ayette bu kefaretin üç türünden birisini yerine getirmek istenmiştir, halbuki tür bölünecek olursa, o vakit kefaret türünden birisi yerine gelmiş olmaz.
Sadece kefaretin bu üç türünün belirlenmiş olması, kefaret öderken yalnız bu üçünden birisiyle kefaretin icra edilmiş olacağına dair delil çıkar. Onların zikrettikleri dördüncü haslet ise kefaretin bir türüdür ve – köle azadında olduğu gibi – kısımlara/türlere bölünmesi caiz değildir.
el-Muvaffak der ki: Ayete gelirsek, onun bu konuya dair manası bizim zikrettiğimiz ifadeye delalet etmektedir. Çünkü ayet, her bir yoksul hakkında onu yedirmek yahut giydirmek arasında kefaret ödeyenin muhayyer olduğunu göstermektedir. Bu da bizim zikrettiğimiz ifadeyi gerektirmektedir… Bunun yanında köle azad edildiğinde (başka) bir köleyi yerine dikmek veya beş kişiyi doyurmak veya giydirmek hükmüyle de ayrılır. Zira kölenin yarıya pay edilmesi diğerini ihlal etmektedir.