Adama ayakta iken vurulur. Bu görüşü, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Çünkü ayakta olması darbın (vuruşun) her bir uzvunda payını almasına vesile olmaktadır.
İmam Malik ise: Oturduğu yerde vurulur, demiştir. Bunu, Hanbel İmam Ahmed’den aktarmıştır. Zira Yüce Allah, bu ceza esnasında ayakta olmasını emretmemiştir. (Ancak) oturmasını da emretmediği şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü söz konusu olan keyfiyet zikredilmediğinden, o vakit biz bunu başka bir delilden yola çıkarak bilmekteyiz.
Vurma işlemi bedenin tüm yerlerine dağıtılır ki bu şekilde her bir azası ondan payını almış olsun. Kaba etleri olan uyluk ve baldırlarına çokça vurulurken, baş, yüz ve ferç bölgesine ise vurmaktan sakınılır.
(Yere) yatırılmaz ve bağlanmaz. el-Muvaffak der ki: Bu noktada bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Elbisesi de çıkartılmaz hatta üzerinde bir yahut iki tane de elbise bulundurulur. Üzerinde kürk yahut doldurulmuş (kalın) cübbesi varsa, onlar çıkartılır. İmam Malik ise (had vurulurken) kendisi elbiseden tecrit edilir, demiştir. Çünkü sopa emri direk onun vücuduna çıplak olarak değmelidir.
Buna İbn Mesud’un: “Bu cariyenin soyulması, yere yatırılması, zincirlere vurulması ve bağlanması helal değildir.” kavliyle cevap verilmiştir. Bunun tersini söyleyen sahabeden kimseyi bilmiyoruz. Yüce Allah cariye’yi (had esnasında) soymayı emretmemiştir, sadece celde vurulması emredilmiştir. Buna göre her kim ona elbisesinin üzerinden olmak üzere celde vurursa, celde yerine gelmiş olur.
Hadler kamçı ile vurulur. el-Muvaffak şöyle demiştir: İçki haddi dışında bu konuda ilim ehli arasında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. İçki (şarap) haddine gelirsek, bunun hakkında ilim adamlarından kimisi: Ellerle, ayakkabılarla ve elbiselerin bir ucuyla vurulur, demişlerdir. Arkadaşlarımızdan bazıları ise devlet başkanının uygun görmesi halinde bunu icra edebileceğini zikretmişlerdir.
(el-Muvaffak) der ki: Bizim lehimize Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in “Kim, şarap içerse ona celde vurunuz…” buyruğu gelmiştir. “Celd” ifadesiyle kasdedilen genel anlamda kırbaçla vurma cezasıdır. Çünkü bu emir de tıpkı Yüce Allah’ın, zina edenlere celde vurma emriyle aynıdır. O sebeple kişiye vurulacak alet kırbaçla olmalıdır. Nitekim Raşit halifeler de bu cezaları kırbaçla yerine getirmişlerdir. Onlardan sonra gelenler de aynı şekilde kırbaçla ceza vermişlerdir; dolayısıyla bu bir icma halini almıştır.
Kırbaç orta kalınlıkta olmalı, yaralayacak türde (dikenli ve) budaklı olmamalıdır. Acısını azaltacak türde basit de olmamalıdır. Vurma şekli orta halli olmalıdır. Ne öldürecek türde sert vurulmalı ve ne de onu bir kez daha o haram işe sevk edecek şekilde zayıf vurulmalıdır.
Kadına ise (yere) oturtularak celde vurulur. Avret yerleri açılmasın diye elleriyle (örtüsünü ve elbisesini) tutar. Bunu, Ebu Hanife, İmam Malik ve İmam Şafii söylemiştir. Çünkü kadın avrettir; dolayısıyla oturması tesettüre daha uygundur. Bunun yanında kendisine celde vurulurken üstü açılmasın diye üzerindeki elbisesini kendi elleriyle tutar.