Ne kadar aşağıya da inse, evladın malından babanın çalması sebebiyle eli kesilmez. Bunda ana yahut baba tarafından olan baba, anne, oğul, kız, dede yahut nine de eşittir. Bu, içlerinde İmam Malik, Sevri, İmam Şafii ve rey ashabının da yer aldığı ilim ehlinin genelinin görüşüdür. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sen ve malın babana aittir.” buyurmuştur. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle de buyurmuştur: “Sizin çocuklarınız sizin en güzel kazançlarınızdandır. Öyleyse çocuklarınızın kazancından yiyin.” Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in alınmasını emrettiği bir maldan dolayı elin kesilmesi caiz değildir. Haddi zatında Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, malı kendisine (babasına) nispet ettiği o malı almasından ötürü elin kesilmesi de caiz değildir. Bunun yanında hadler şüpheler sebebiyle infaz da edilmez. Nitekim şeriatın, malını adamın kendi malı olarak saydığı ve alınmasını, yenilmesini emrettiği o malı alan adamın (babanın) durumu, elbette ki bu anlamdaki şüphelerin en büyüğünü oluşturmaktadır.
Köle efendisinin malından çalacak olursa, ilim adamlarının tümüne göre eli kesilmez. Buna Ebu Sevr de katılmıştır. Davud (ez-Zahiri)’den ise bu durumda elinin kesileceği görüşü nakledilmiştir. (Ancak) bu görüşü, icma sebebiyle reddedilir. el-Muvaffak şöyle demiştir: Şüphesiz bu konu hakkında ilim ehlinin icması gelmiştir. Bir de imamlardan isimlerini zikrettiklerimiz bu yönde görüş vermişlerdir. Onlara kendi dönemleri içerisinde muhalefet eden de çıkmamıştır; dolayısıyla kendilerinden sonra gelenlerin onlara aksi görüş ileri sürmesi caiz değildir.
Ne kadar aşağıya da inse oğlun, ne kadar yukarı da çıksa babasının malından çalması sebebiyle eli kesilmez. Bunu, el-Hasen, İmam Şafii, İshak, Sevri ve rey ashabı söylemiştir. el-Muvaffak şöyle der: el-Haraki’nin sözünün zahirinden anlaşılacağı üzere bu durumda oğlun eli kesilir. Zira bu sebeple kimin elinin kesilmeyeceği zikredilmiş değildir. Bu ise İmam Malik, Ebu Sevr ve İbn Munzir’in kavlidir. Zira Kitab’ın (Kur’an’ın) zahiri de buna işaret etmektedir. Şüphesiz bu, cariyesinin zina etmesi neticesinde kendisine had cezasının vurulması, öldürülme haddinin tatbik edilmesi ve malını çalması hasebiyle de elinin kesilmesi hükmü gibi sayılır ve sanki yabancıymış gibi kabul edilir.
İlk görüşün gerekçesi şudur: Bir defa ikisi (baba ve oğlu) arasında yakın akraba bağı olduğundan dolayı, birisinin diğerine şahitlik etmesi imkansızdır; dolayısıyla malını çalması durumunda eli kesilmez, baba da olduğu gibi. Buna ek olarak nafaka, babanın malında çocuğunu koruyup muhafaza etmesi için işlem gören bir vecibedir, o vakit malı korumak için telef edilmesi caiz olmaz. Cariyesinin zina etmesine gelince, bunda had cezası gereklidir. Çünkü bunda mal konusunun tersine bir şüphe yoktur.
Diğer akrabalara gelince, mallarının çalınması halinde (akrabası olan hırsızın) eli kesilir ve onlar da çalacak olurlarsa elleri kesilir. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Zira bu, şahitlik yapmaya engel teşkil etmeyen bir akrabalık sayıldığından -sanki yakın akrabası değilmiş gibi kabul edilir ve dolayısıyla ortada el kesmeye engel bir durum yoktur. Ebu Hanife ise bu durumda yakın akrabanın elinin kesilmeyeceğini ifade etmiştir.
Karı-koca’dan birisi diğerinin malını çalacak olur ve mal da haznede korunmuş değil ise o vakit bundan dolayı el kesilmez. Ama mal haznede korunmuş olursa, o zaman bu konuda iki görüş gelmiştir: 1) O vakit eli kesilmez. Bu, Ebu Hanife’nin mezhebidir. Çünkü karı-koca’dan her biri elin kesilmemesi noktasında köleden daha öncelikli sayılırlar. Bunun yanında hacb (engel) olmaksızın her iki taraf da birbirlerine mirasçı olurlar, birbirlerine yapacakları şahitlikleri dahi makbul değildir. Hatta birbirlerinin malında adeten geniş (fedakarca) davranırlar, bu yönüyle baba ve oğul gibi sayılırlar. 2) Eli kesilir. Bu ise İmam Malik ve Ebu Sevr’in mezhebidir. Zira ayetin genel manası bunu ifade etmektedir. Çünkü haznede olan bir mal çalınmış ve ortada şüphe dahi mevcut olmamıştır ki, bu yönüyle yabancının malını çalmak gibi kabul edilir. İmam Şafii’den de bu görüş gibi iki (farklı) kavli gelmiştir. Üçüncü kavli ise koca eğer karısının malından çalarsa eli kesilir; çünkü buna hakkı yoktur. Kadın ise kocasının malında çalarsa eli kesilmez; zira kadının bu malından nafaka alma hakkı vardır.
Müslüman olması halinde Beytü’l Mal’den çalan kişinin eli kesilmez. Bunu, İmam Şafii ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü onun da bu maldan hakkı olduğundan, bu bir şüpheyi tetikler ve elin kesilmesini engellemiş olur. İmam Malik ise: Bu durumda eli kesilir; zira kitab (Kur’an)’ın zahiri buna işaret eder, demiştir. İmam Ahmed ise şöyle demiştir: Açlığından dolayı çalmış olursa, eli kesilmez. Yani muhtaç olduğundan dolayı yiyeceği şeyi çalan kişinin eli kesilmez; çünkü zorda kalmıştır. Evzai’den de bu yönde görüşü gelmiştir. el-Muvaffak şöyle demiştir: Bu durum, satın aldığı şeyden dolayı had gerekmeyen yahut satın alacağı bir şeyi bulunmayan kimseye yorumlanmıştır. O vakit yiyeceği şeyi almak veya yiyeceği şeyi satın almaya dair şüphe hasıl olmuş sayılır.