Fakihlerin çoğunluğunun kavline göre köle ve cariyenin had cezası, bekar da olsalar, evli de olsalar elli sopadır.
İbn Abbas, Tavus ve Ebu Ubeyd ise şöyle demiştir: Sadece evli olurlarsa, o vakit had cezasının yarısı vardır, bekarlara ise had yoktur. Çünkü Allah Teala şöyle buyurmuştur: “Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınların cezasının yarısı uygulanır.” (Nisa Suresi 25) Bu delilin hitabı göstermektedir ki muhsan olmayanlara had cezası yoktur. Davud ez-Zahiri ise şöyle demiştir: Cariye evlendikten sonra zina edecek olursa haddin yarısı verilir. Köleye ise her halükarda yüz sopa verilir.
Evli olmayan cariye hakkında iki görüş gelmiştir:
Birincisi: Ona had cezası verilmez.
İkincisi: Yüz sopa vurulur. Ebu Sevr der ki: Evlenerek muhsan olmuş değillerse, o zaman ikisine de yarım had (elli sopa) vurulur. Muhsan iseler, gelen hadislerin umum ifade etmesi hasebiyle recmedilirler.
Fakihlerin çoğunluğunun ileri sürdükleri gerekçe, Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid’in naklettikleri şu rivayettir: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e muhsan olmayıp zina eden bir cariye hakkında sorulduğunda, şöyle cevap vermiştir: “Cariye zina etmiş olursa, ona sopa (celde) cezasını versin. Sonra yine zina ederse, yine celde vursun. Sonra yine zina ederse o vakit kıldan yapılmış bir ip karşılığında da olsa onu satsın.” Buhari ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.
İşte muhsan (evli) olmayan bu cariyenin zina etmesi durumunda kendisine verilecek cezaya dair açık bir nasstır. Bu, İbn Abbas ve ona muvafakat eden Davud aleyhine bir delildir. Zira Davud, Yüce Allah’ın şeriatına ters bir görüş ileri sürerek, muhsan olmaması durumunda ikisine de yüz sopa, muhsan olması halinde ise elli sopayı gerekli görmüştür.
Köleye gelirsek, onunla cariye arasında bir fark yoktur. İfade edildiği üzere, köle ve cariyeden birisi hakkında sabit olan bir hüküm, diğerinin de üzerinde sabit olur. Ebu Sevr’e gelince, o ise kitabın nassına ters olan bir kavilde bulunmuş ve nassın içermediği bir görüşle amel etmiştir. Dolayısıyla Davud ez-Zahiri’nin kölelerin tam celde alacağını ve muhsan kadınlar üzere bekârların haddinin düşürüleceğini söylemesi gibi, Ebu Sevr de muhsan kadınların recmedilmelerinin gerekliliğini ortaya koyan icmayı delmiştir.