Bu konuda iki görüş gelmiştir:
Tevbeye davet edilmez. el-Muvaffak der ki: Bu, sahabe tarafından nakledilen görüşlerin en kuvvetli olanıdır. Çünkü sihirbazın tövbeye davet edilmesi noktasında onlardan hiç kimse bir açıklamada bulunmamıştır. Çünkü sihir ve büyünün kalbi istila etmiş bir anlamı vardır ve tevbeyle ortadan kalkmaz, bu yönüyle tevbe etmeyene benzemektedir.
Tevbeye davet edilir. Dolayısıyla sihirbaz tevbe edecek olursa tövbesi kabul olunur. Zira sihir, şirkten daha büyük değildir. Müşrik dahi tevbeye davet edilir. Sihirbaz eğer kâfir ise akabinde de Müslüman olursa, onun bu Müslümanlığı ve tövbesi geçerli olur. Dolayısıyla müşrik ve sihirbazın tövbesi geçerli olduğuna göre ikisinin tövbe etmeleri durumunda tövbeleri makbul olur. Küfre girerken nasıl ikisi etkileniyorsa, tövbe ettikleri zaman da ikisi etkilenmektedir. Bunun yanında küfre girmesi ve öldürülmesi ancak sihir öğretmesi sebebiyledir, yoksa sihir bilmesinden dolayı değildir. Buna dair delil, sihirbazın Müslüman olduğu vakit sihir yapması durumunda tövbesinin mümkün olacağıdır. Aynı şekilde inanması durumunda kâfir olacağı bir inançtan dolayı da tövbe etmesi de böyledir, tevbesi mümkündür. Tıpkı şirkten dolayı tevbesinin makbul olması gibi değerlendirilir.
İşte bu iki görüş, öldürülmenin vb. düşürüleceğiyle ilgili olarak dünyada iken tövbe hükmünün sabit olması durumunu ortaya koymaktadır. Ama kendisiyle Yüce Allah arasında olan ve (tevbe ettiği için) ahirette bundan dolayı azabın sakıt olacağı hükmüne gelince, bu tevbesi geçerlilik arz eder. Çünkü Yüce Allah, kullarından hiç kimseden tövbe kapısını kapatmamıştır. Öyleyse kim Allah’a tövbe ederse tövbesi kabul olunur. el-Muvaffak der ki: Bu noktada bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.