"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Köle’ye karşı işlenen cinayet ve saldırılarda söz konusu olan tazmin

Köle’ye karşı işlenen cinayet ve saldırılarda, kıymet ve değerine göre eksilttiği miktarın tazmin edilmesi gerekir. Çünkü vacip olan, ancak cinayet sebebiyle ortadan kaldırdığı şeylerin cebren gereklilik oluşturmasıyla söz konusu olur. Buna göre eksilttiği (ve telef ettiği) miktar kadarıyla zorunlu olarak tazmin etmesi noktasında karşı taraf (cani), cebir altına alınır. Sanki köleden başka şeylerin, mesela hayvanların yahut diğer malların telef edilmesinde olduğu gibi, bunların tazminini yüklenmek zorunda kalır. Kölenin miktarından fazlasını ise tazmin etmesi gerekmez. Zira saldırıp telef edenin ödemek zorunda kaldığı bu görev, kendisinin cebren maruz kaldığı miktar kadardır; o vakit saldırıp telef ettiği miktardan fazlasını ödemek zorunda değildir.

el-Muvaffak der ki: Asıl olan da budur. Hakkında şer‘î bir takdirin olmadığı bu gibi meselelerde bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.

Eli ve muvaddıha türü yaralamalarda olduğu gibi, cinayeti işleyen kişi (köle hakkında) daha fazlasını işlerken, hür kimsede vakitli olarak bu saldırıları işlemesi durumunda İmam Ahmed’den iki görüş gelmiştir:
Birincisi: Bu durumda —ne kadar olursa olsun— ona da eksilttiği kadarın tazmini gerekli olur. İmam Malik’ten, muvaddıha, münekkile, haşime ve caife dışındaki yaralamalarda bunun tazmininin gerekli olacağı görüşü nakledilmiştir. Zira bu tazmini, mallara dair bir tazmindir; o vakit —davarların tazmininde olduğu gibi— bunun tazmin edilmesi de vacip olur. Şüphesiz ölçüsü ne kadar da olsa kıymetle tazmin edilenlerin eksiltilmesi halinde —diğer mallar gibi— bir kısmı da tazmin edilir. Bir de delilin gereği, eksilttiği kadar kaçıranın tazmin edeceği yönde gelmiştir. Nitekim geride kalan tazminin muvakkat olan diyetle verilmesi konusuna muhalefet ettiğimiz gibi, hürün muvakkat oluşu noktasında bunu da ondan farklı tuttuk. Kölede ise bu iki durum delilin icabına göre kalmış olur.

İkincisi (mezhebimizin zahir görüşü): Şüphesiz hürde sınırlı ve muvakkat olan bir şey kölede de sınırlı ve muvakkat olur. Onun da eli, gözü, kulağı ve dudağı hakkında kıymetinin yarısını vermek vacip olur. Muvaddıha şeklindeki yaralamada da kıymetinin on buçuğu verilir. Hürde vacip tutulan burun, dil, eller, ayaklar, gözler ve kulaklar gibi organların diyeti, efendisinin mülkünde kaldığı sürece kölenin kıymetinde de vacip olur. Bunu, İmam Şafii, Sevri ve Ebu Hanife söylemiştir. Sadece Ebu Hanife ve Sevri: Hürün diyetinde vacip tutulanlar noktasında kölenin efendisi, kölesinin kıymetini borçlanıp bu şekilde caniye mülk olarak bırakmak ile ona bir şeyi tazmin etmemesi arasında muhayyer bırakılır, demişlerdir. Çünkü bu sefer bedel ile tebdil ettiği şey tek bir kimsede toplanmış olmasın.

Bu görüşün gerekçesi, onun da bir insan olması hasebiyle kısasa ve kefarete hâiz olmuş olduğudur. Kuşkusuz vücutta yer alan bazı bölgelerin diyetteki takdiri, hür kimseyle aynıdır. Bir de kölede bunlara dair icra edilen takdirler, hürden takdir edilmiştir; öyleyse bunlar —İmam Malik’e göre yaralanmalar gibi— köle hakkında da takdir edilmiş sayılır. Ebu Hanife’ye göre bu azaların bizzat takdir edilmiş azalar olduğunu ileri sürmüş olması, o zaman kölenin efendisinin mülkünde kaldığı halde bu azaların miktarının —tek elde olduğu gibi— vacip kılar. Buna ek olarak takdir edilmiş olan bir eli tazmin eden —hür kimsede olduğu gibi— temlik etmediği halde iki eli de iki misliyle olmak üzere tazmin eder.

Onların: “Bu sefer bedel ile tebdil ettiği şey tek bir kimsede toplanmış olmasın.” sözlerine gelince, bu doğru değildir. Çünkü buradaki kıymet, sadece bir tek uzvun bedelidir. Bu konuda cariye de köle gibidir, ancak o, hür kadına benzetilip kıyas edilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hakkinda-hukumet-hakimin-verecegi-diyet-bedeli-vb-hukum-gerektirenler/,https://kutsalayet.de/kasame-nedir/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız