Caife; karın, sırt, göğüs, boğaz, böğür yahut da dübür’den vb. olmak üzere karna kadar ulaşan yaradır. İbn Abdilberr’in zikrettiğine göre İmam Malik, Ebu Hanife, İmam Şafii, el-Bezzar ve arkadaşları, caife’nin sadece iç bölgede meydana geleceği hususunda ittifak etmişlerdir. Caife (karın boşluğuna kadar ulaşan yara) için diyetin üçte biri vardır ve bu, ilim ehlinin genelinin görüşüdür. Sadece Mekhul: Kasden olmuşsa, o vakit diyetin üçte ikisi vardır, demiştir.
el-Muvaffak şöyle der: Bizim lehimize Amr b. Hazm’ın mektubunda Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in buyurduğu: “Caife (baş veya karın boşluğuna ulaşan yara) için tam diyetin üçte biri vardır…” ifadesi gelmiştir. Çünkü bu, takdiri yapılmış olan bir yaralama olduğundan – muvaddıha’da olduğu gibi – kasden yahut hataen yapılması arasında diyetin miktarı açısından bir fark yoktur. Bunun yanında vücutta organların kesilmesi ve kemiğin kırılması haricindeki yaralanmalarda – caife dışında – belli bir miktarın olduğunu da bilmiyoruz.
İçini yaralayacak olur da akabinde diğer yan tarafında da (başka bir) yara çıkacak olursa, bu durumda iki caife diyeti öder. Bu, içlerinde İmam Malik, İmam Şafii ve rey ashabının da yer aldığı ilim adamlarının çoğunluğunun görüşünü oluşturur. İbn Abdilberr ise şöyle der: Bu noktada farklı düşündüklerini bilmiyorum. Şüphesiz onu iki yerinden yaralamış olduğundan, bu iki caife yaralaması sayılmış olur, sanki ona iki kez vurmuş gibi kabul edilir.