Ümmü veled’in efendisi öldüğünde, tam bir hayız görmedikçe (başkasıyla) evlenemez. Bu, İmam Ahmed’den meşhur gelen görüştür. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr de söylemiştir. Çünkü bu, kölelikten sebep mülkün zeval bulmasından beri kılmak demek olduğundan dolayı -mülk ve köle edinilen diğer bayanların beri kılındıkları gibi- bu hayız görenler hakkında söz konusu olan bir hayızı kapsamaktır. Nitekim Yüce Allah: “Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri…” (Bakara Suresi 234) diye buyurur. Halbuki bu bayanlar “eşler” sayılmazlar.
İmam Ahmed’den nakledildiği üzere ümmü veled bu durumda vefat iddeti bekler. Bu ise Evzfi ve İshak’ın görüşüdür. Çünkü Amr b. el-As’ın rivayet ettiğine göre, o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünnetinde bize karışıklık çıkarmayınız. Kocası ölen bir kadının iddeti dört ay on gündür.”
Sevri ve rey ashabı ise: Onun iddeti üç hayız süresidir, demişlerdir. Çünkü o, artık ibra etmiş bir hürdür; dolayısıyla üç hayız görmekle beri olmuş olur, tıpkı boşanan hür kadın gibi kabul edilir.
el-Muvaffak şöyle der: Amr b. el-As hadisine gelirsek, bir defa bu hadis zayıftır… Bunun yanında “Bu durumda üç hayız süresi iddet bekler.” görüşünü söyleyen lehine bir delil de yoktur. Zira bu iddeti sadece boşanmış olan kadın bekler. Halbuki buradaki kadın (ümmü veled) boşanmış olmadığı gibi, boşanmış kadın anlamında da sayılmamaktadır.
Ümmü veled eğer evlenme ümidi olmayan (cinsellikten kesilmiş) bir bayan olursa, o vakit iddeti üç aydır. Bu da İmam Ahmed’den gelen meşhur görüşü oluşturur. Bu, aynı zamanda İmam Şafii’nin iki görüşünden de birincisidir. Buna sebep hamileliktir; çünkü bu süre zarfından evvel hamilelik belli olmaz.
İmam Ahmed’den gelen diğer görüşe göre, o vakit ümmü veled bir ay beklemekle iddeti neticesinde beri olur. Bu da İmam Şafii’nin ikinci görüşünü oluşturur. Zira bir ay, boşanmış olan hür ve cariye hakkında kuru yerine geçmiş olması hasebiyle, ibra konusunda da durum aynı şekilde ele alınmaktadır.