İlim ehlinin icmasına göre kocası ölmüş hür ve Müslüman bir kadın hamile de kalmamış olursa, dört ay on gün iddet bekler. Cinsel temas kurmuş olsun veya olmasın, büyük olup buluğ çağına ermiş olsun yahut buluğa ermemiş küçük bir bayan olsun, fark etmez. Çünkü Yüce Allah’ın: “Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler.” (Bakara Suresi: 234) buyruğu bunu ortaya koyar. Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de şöyle buyurmuştur: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına ölü için üç günden fazla yas tutmak helal değildir. Sadece kocası için dört ay on gün yas tutabilir.”
Kocası ölmüş olan cariye’ye gelince, onun iddeti ise içlerinde İmam Malik, Sevri, İshak, Ebu Sevr ve rey ashabının da yer aldığı ilim adamlarının genelinin görüşüne göre, iki ay beş gündür. Çünkü sahabenin, boşanmış olan cariyenin iddetinin, hür kadının iddetinin yarısı olduğuna dair ittifak etmeleri bunu göstermektedir. Aynı şekilde kocası ölmüş olan cariyenin iddeti de böyledir.
Ricat ettiği kadının kocası öldüğünde, vefat iddeti başa dönüp tekrar eder, bunda ise bir ihtilaf yoktur. Ama bütün olarak boşamışken kocası eşinin iddetinde iken, ölür de bu boşaması da onun ölüm hastalığında iken gerçekleşmiş olursa, o vakit vefat iddetinin yahut üç kuru müddetinin en uzun olanı kadar kadın iddet bekler. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Bunu, Sevri, Ebu Hanife ve Muhammed b. el-Hasen de söylemiştir. Çünkü karısı kendisine mirasçı durumdadır, o halde vefat iddetini beklemesi gerekir. Kadın, talak iddetini de bekler; çünkü bün talakla ayrılmıştır, dolayısıyla nikahlanmış sayılamaz.
İmam Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr ise şöyle demişlerdir: O vakit talak iddeti üzere bina edilir; çünkü karısı olmadığı halde erkek ölmüştür. Erkek sağlıklı iken karısını bün olarak boşamış olur, koca da bir süre sonra ölmüş olursa, o zaman kadın talak iddeti üzere bina edilir ve vefat iddetini de beklemek durumunda kalmaz. Bu ise İmam Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr’in kavlidir. Çünkü kadın, bu durumda erkeğe karşı nikahında, mirasında, helal olmada, talakın vaki olmasında ve zıhar konusunda bir yabancı hükmünde ele alınır. Kocasına da artık karısının kız kardeşi (baldızı) helal olur ve vefatı sebebiyle iddet de beklemez, sanki iddeti bitmiş gibi kabul edilir.
Sevri ve Ebu Hanife ise: O vakit ölüm hastalığında iken karısını boşamasında olduğu gibi, kadın iki süreden en uzun olan iddetini bekler, demişlerdir.