"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Lian (lanetleşme)’nin sıhhat şartları

Lian’ın sahih olması için altı şart vardır:

Lian’ın Geçerliliği için Şartlar:
Lian’ın devlet başkanı yahut onun naibinin huzurunda yapılmış olması: Hakimin yahut onun yerine geçecek olan bir kimsenin huzurunda yapılmaması durumunda lian geçerli olmaz. Bu, Şafii mezhebinin görüşüdür. Zira lian, bir yemindir ya da şahitlik etmektir ve her iki durumda da hakimin huzurunda yapılması gereklidir.
Taraflardan her birisinin lanetleşmeye devlet başkanının sözünden sonra başlamış olması: Devlet başkanının sözünden önce birisi lanetleşmeye (izinsiz olarak) başlamış olursa, lian geçerli olmaz. Bu, tıpkı hakimin yemin etmelerini telkin etmeden önce birisinin çıkıp yemin etmesine benzemektedir.
Lian’a ait beş (lanetleşme) lafzının eksiksiz olarak kullanılmış olması: Eğer bu lafızlardan bir tanesi eksik olursa, lian gerçekleşmez.
Lian’a uygun olan şekliyle yerine gelmiş olması: Devlet başkanı, kocayla işe başlar ve ona, dört defa: “Bu eşimin zina yaptığını isnadımla doğru söyleyenlerden olduğuma dair Allah’ı şahit tutuyorum,” diye söyler. Kadın orada hazır bulunuyorsa ona işaret de eder. O ortamda yoksa, onun ismini ve nesebini açıklar. Erkek, eğer dört defa bu şekilde şahitlikte bulunacak olursa, hakim bu sefer adamı durdurup, “Allah’tan kork! Çünkü böyle söylemen azaba muciptir, dünya azabı ahiret azabından daha şiddetli değildir,” diye hatırlatır ve adama elini ağzının üzerine koymasını emreder ki, öğütten önce hemen beşincisini söylemesin. Sonra adama elini ağzından çekmesini emreder ve bir süre sonra uygun görmesi halinde, “Bu eşimin zina yaptığına dair isnadımla eğer yalan söyleyenlerden isem Allah’ın laneti üzerime olsun,” diye telkin eder.
Tertibe uymak: Bu, lanet lafzı zikri geçen dört lafızdan evvel söylenecek olur ve kadın da kocanın lanetinden evvel lanet edecek olursa, bu yerine gelmiş olmaz.
O ortamda hazır olmaları halinde tarafların birbirlerine işarette bulunmaları: Eğer orada bulunmamaları durumunda ise isim ve neseplerini ibraz etmiş olmaları gerekmektedir.
Kadının Had Cezası:
Erkek kadına lanet eder de kadın lanet etmekten kaçınacak olursa, o vakit kadına had cezası vurulmaz. Bu, el-Hasen, Evzfü ve rey ashabı tarafından söylenmiştir. Çünkü bu durumda kadının zina etmiş olduğu kesinlik kazanmış olamayacağından, kadına had cezası verilmesi gerekmez. Bu, sanki kocası lanet etmemiş gibi değerlendirilir. Ancak burada kadın, zina etmesinin kesinleştiği zaman, ona ya kocasının lanet etmesi ya da ona ceza verilmesi gerekir. Kocanın yalnız başına yaptığı lian, caiz olmaz. Çünkü kadının zina yaptığı sabit olur da, karısının lian’ı işitilmiş olunmazsa, kadına zina isnadında bulunulmasıyla kendisine had cezası verilmez. Çünkü bu, ya bir yemindir ya da şahitliktir, her iki durumda da başkası üzerinde hakkı sabit olmamaktadır.

Kadına ceza vermek ise şüpheler sebebiyle caiz değildir. Kadınla yaşadığı şiddetli geçimsizlik veya diğer sebeplerle ceza verilmesi doğru değildir. Bu durumda, kadının zina yaptığını ikrar etse bile, sözünden geri dönse, üzerine had cezası tatbik edilmez. Yemin etmekten geri durmasıyla, ceza verme gerekliliği ortadan kalkar.

İmam Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr ise bu durumda kadına had cezasının verileceği görüşüne sahip olmuşlardır. Çünkü Yüce Allah: “Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin etmesi, kendisinden cezayı kaldırır” (Nur Suresi) buyurmuştur. Erkeğin kadına yaptığı lian sebebiyle kaldırılacak azap ise Yüce Allah’ın buyruğunda zikredilen had cezasıdır: “Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun” (Nur Suresi). Bu, kadının lanet etmesi sebebiyle bir lian’dır; dolayısıyla zina etmesi kesinleşmiştir. O zaman -sanki dört kişi şahitlik etmiş gibi- kadına had cezası verilmesi vacip olur.

Şöyle cevap verilmiştir: Buradaki “azab”ın hapis ve diğer cezalar olması da caizdir, ancak had gerektiren bir ceza olduğu kesin değildir. Eğer murad edilen muhtemel olursa, o vakit ihtimaller üzerine had cezası sabit olmaz.

Kadına ne yapılacağı noktasında ise İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir. Ondan aktarıldığına göre, kadın lian’da bulunana yahut dört lafzı söyleyene değin hapsedilir. Bu görüşe uyanlar, ona had cezası verilmediğini söyleyenlerin görüşüdür. Çünkü kadın şahitlikte bulunmayacak olursa, ondan azap/ceza kalkmış olmaz. Nitekim el-Kadı (İyaz) bu görüşün daha doğru olduğunu ifade etmiştir.

İkinci görüşe göre, erkek karısını yoluna salıp bırakır; çünkü ona had cezası verilmediğinden, kendisini serbest bırakmak vacip olur. Evliliği ortadan kalkmaz ve ilim ehlinin genelinin görüşüne göre, karı-koca arasında baş gösterecek lian tamamlanmadığı sürece çocuk da nefyedilmiş olmaz. Ancak İmam Şafii böyle dememiştir; çünkü o, bu durumda karı-kocanın ayrı olacağını ve sadece kocanın lian’ı sebebiyle de çocuğun nefyedilmiş olacağını ileri sürmüştür.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/henuz-dogmamis-cocugun-nefyedilmesi/,https://kutsalayet.de/iddet-nedir/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız