Sadece zıhar sebebiyle kefaret vermek gerekli olmayabilir. Buna göre, kan-kocadan birisi ölür yahut erkek geri dönmeden evvel ikisi ayrılacak olurlarsa, o vakit kefaret vermek vacip olmaz. Bu, Evzfü, Sevri, İmam Malik ve rey ashabının görüşüdür. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Kadınlardan zıhar ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir.” (Mücadele Suresi: 3) Böylelikle kefareti iki durum için vacip kılmıştır: Zıhar’da bulunması ve erkeğin eşine geri dönmesi. Dolayısıyla ikisinden sadece birisiyle zıhar kefareti sabit olmaz.
İmam Şafii şöyle demiştir: Erkek, karısını zıhar’dan sonra bir talakın gerçekleşeceği zaman dilimi kadar elinde tutmuş olduğu halde onu boşamayacak olursa, o vakit kefaret ödemesi vacip olur. Çünkü bu, ona göre karısına geri dönmek demektir.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa erkeğin karısını boşamaması, yeminini bozması anlamına gelmediğinden, o nedenle kefaret vermesi de vacip olmaz. Bir de, şayet elinde tutması karısına geri dönüş demek olsa, bu durumda – iyilikte bulunmuş dahi olsa – vakte dayalı olan zıharı sebebiyle kefaret ödemesi vacip olur. İmam Şafii ise bu durumda kefaretin vacip olmayacağını ifade etmiştir.
Zıharı sonrası erkek karısından boşanmış olur da akabinde kendisiyle evlenecek olursa, o vakit kefareti ödemediği sürece onunla cinsel temas kurması helal olmaz. İster boşama üç talak şeklinde yahut daha azı şeklinde olsun, sonrasında ona ricat etmiş olsun, ertelemiş yahut öncesinde bunu icra etmiş olsun, fark etmez. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Bu, İmam Malik’in de kavlidir. Nitekim ayet-i kerimenin genel manası bunu ifade etmektedir. Zira erkek, kendi eşiyle zıhar yapmış olması hasebiyle kefaret ödemeden onunla temasta bulunması helal değildir. Çünkü zıhar, kefarete ihtiyaç duyan bir yemin şeklidir; dolayısıyla – ila’ da olduğu gibi – talak sebebiyle hükmü geçersiz olmaz.
Katade şöyle der: Kadın bfün (talakla boşanmış) olursa, zıhar sakıt olur. O vakit erkek, karısına ricat eder ve onunla tekrar nikahlanacak olursa, kefaret ödemesi gerekmez. İmam Şafii’nin de iki görüş gibi iki (farklı) kavli gelmiştir. Üçüncü görüşe göre ise; eğer söz konusu olan boşama (ayrılık) üç talakla vuku bulmuş olursa, zıhar avdet etmez. Aksi halde karısına avdet eder ve ikinci nikahta talak sıfatıyla avdet etmek suretiyle söz konusu olan görüşlere bunu bina eder.