"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ricatı hak eden boşanmış kadının durumu

İlim ehlinin icmasına göre, kendisiyle zifafa girilmemiş olan kadın, bir talakla boşandığı belli olursa, kocasının kendisine dönme hakkı olmaz. Çünkü ricat ancak kadının iddeti dönemi içerisinde mümkün olur; zira cinsel temas öncesinde iddet olmaz. Çünkü şanı Yüce Allah şöyle buyurur: “Mümin kadınları nikâhlayıp da, henüz zifafa girmeden onları boşarsanız, onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur…” (Ahzap Suresi 49)

Dolayısıyla bu kadın, iddeti bittikten sonra kendisiyle zifafa girilmemiş olan kadın gibidir; öyleyse erkeğin ona ricatı da olmaz, nafakasını sağlama yükümlülüğü de olmaz. Eğer karısını boşayan erkek bu dönüşüne rağbet edecek olursa, normal dünürcülerden biri sayılır. O vakit kadının rızasını almış olarak yeni bir nikah akdiyle onunla evlenir ve karısına iki talakı olduğu halde ricat eder. Eğer ikisi üzere kadını boşar sonra da onunla evlenirse -ilim ehli arasında ihtilafsız olarak- bir talakla kadına ricat eder. Onlardan yine ihtilafsız olarak geldiğine göre cinsel temastan sonra üç talakla boşanmış kadın, başka bir erkekle cima etmedikçe birincisine dönmesi helal değildir. İlim ehlinin icması da bu görüşe göredir ve uzatılmasını gerek görmemişlerdir.

Alimlerin cumhuru göre kadın, ikinci eşiyle sünnet yerleri birbirlerine değecek şekilde cima etmedikçe birinci kocasına helal olamaz. Ancak bu alimlerden olan Said b. el-Müseyyeb: Erkek kadınla sahih bir evlilik yapmış olur ve bununla helal kılmayı da kasdetmiş olmazsa, birinci kocayla kadının evlenmesinde bir sakınca yoktur, demiştir.

İbn Munzir şöyle der: İlim adamları arasında bu konuda Said b. el-Müseyyeb gibi söyleyen olmamıştır. Bunu, ancak Hariciler söylemiştir. Onlar bu noktada şanı Yüce Allah’ın: “Eğer erkek kadını (üçüncü defa) boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helal olmaz.” (Bakara Suresi 230 ayetinin zahirini öne sürmüşlerdir. Bunun yanında konu ile ilgili Yüce Allah’ın kitabındaki muradının açıkça böyle olduğunu Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de izah etmiştir. Nitekim kadın ikinci eşinin balcağızını, o da kadının balcağızını tatmadıkça birinci kocasına tekrar dönmesi helal olmaz. Bu konuda bundan başkasına iltifat edilmesi söz konusu olamaz. Zira bir kimsenin, ilim ehlinin genelinin karar kıldığı görüşlerine muhalif olan bir görüşü takip etmesi ve bunu yol olarak benimsemesi asla doğru değildir.

Bu durumdaki kadına erkeğin helal olması için üç şart vardır:

Kadının başka bir erkekle evlenmesi. Eğer bu bir cariye olur da efendisi kendisiyle cima etmiş olursa, erkek bu kadına helal olmaz. Aynı şekilde şüpheye dayalı olarak da cima etmiş olsa durum böyledir.
Evliliğin sahih olması. Eğer fasit olursa, bunda kadınla cima etmesi erkeğe helal olmaz. Bunu, İmam Malik, Sevri, Evzfü, İshak, rey ashabı ve yeni görüşüne göre İmam Şafii söylemiştir. Eski görüşüne göre ise İmam Şafii: Bu durumda kadına helal olur, demiştir. Ebu’l Hattab da mezhebimizde bu yönde bir fetva aktarmıştır.
Kadınla fercinden olmak üzere ilişki kurması ki, bunun en asgari ölçüsü sünnet yerinin fercin içine girip kaybolmuş olmasıdır.
el-Muvaffak der ki: Arkadaşlarımız, söz konusu olan cinsel temasın helal olmasını şart koşmuşlardır. Mesela kadın, hayız yahut nifas halindeyken veya ihramlı iken cima edilmiş olursa… o vakit bu helal olmaz. Bu, İmam Malik’in de görüşünü oluşturur. Nassın zahiri ise bunun helal olacağı yöndedir, nitekim ayet de şöyledir: “Eğer erkek kadını (üçüncü defa) boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helal olmaz.” (Bakara Suresi 230) Görüldüğü üzere burada da kadın başka bir erkekle evlenmiştir. Aynı şekilde Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sen (ikinci) eşinin balcağızını, o da senin balcağızını tatmadıkça…” şeklinde buyurmuştur. Bu da mevcut olmasının yanında, bir de sahih bir evlilikte, tamamlanma yoluyla cima mahallinde icra edilmiş bir cinsel temas sayılmış oldu ve dolayısıyla da -helal bir cima gibi- bu da erkeğe helal sayılmıştır. Aynı zamanda erkek kadınla cima etmeye koyulurken, namaz vakti çıkmak üzere olursa yahut kadın cima sebebiyle hastalığından dolayı zarar görecek olursa, durum yine aynıdır. İnşallah’u Teala en sahih olan görüş de budur. Bu, Ebu Hanife ve Şafii mezhebine aittir.

İlim ehlinin icmasına göre hür bir erkek, cimadan sonra hür karısını -ivazsız şekilde- üç talaktan az olmak üzere boşar ve onunla kesin ayrılığı (beynune) gerektirecek bir durum da yoksa, o vakit kadına -iddeti devam ettiği dönem içerisinde- ricat yapma hakkı doğar. Ama iddetini bitirdikten sonra artık ona ricat yapamaz.

Ricat konusunda kadının razı olmasına bakılmaz. Çünkü Yüce Allah: “Eğer kocalar barışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler.” (Bakara Suresi 228) buyurmuştur. Zira ricat etmek kadını elinde tutmak demektir ve evlilik hükmüne bağlıdır. Dolayısıyla bu hususta kadının rızasına itibar edilmez, evliliğinin temelindeki durumu gibi kabul edilir. İlim ehli, bu konu hakkında icma etmişlerdir.

Ricat eden kadın, kocasının eşi kalmaya devam eder. Kocasının kendisini boşaması, zıhar’ da bulunması, ila yapması, lian’ da bulunması aynı şekilde kendisini bağlamaya devam eder. İcmaya göre taraflar birbirlerine yine varis olurlar. İlim ehlinin icmasına göre, şartları mevcut olduğu vakit bir talaktan sonra köle, karısına ricat edebilir.

Kadın, eğer ikisinden hamile kalır da, ikisinden birisinin doğumu gerçekleşirse, o vakit erkeğin, ikincisini doğurmadan kadına ricat etme hakkı doğar. Bu, alimlerin genelinin görüşünü oluşturur. Zira Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Gebe olanların bekleme süresi ise yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları)dır.” (Talak Suresi 31) Nitekim “hami” ismi, karında bulunan her şeyi içerip tenavül eden bir anlama haiz olduğundan, o nedenle iddet, diğer kalan hami’ in doğurma zamanına kadar devam etmektedir. O zaman ricat, iddetin bekasıyla kalmış sayılır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ricat-nedir/,https://kutsalayet.de/ricatin-sifati-ve-onda-sart-kosulan-seyler/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız