İmam Ahmed’den gelen birçok görüşe göre o; “Sen hali oldun, beri oldun, bün oldun, yuların kendi boynundadır yahut ailene git…” şeklindeki kinaye lafızlarını erkeğin karısına söylemesini kerih görmüştür ve bunların üç talak sayılacağı görüşüne meyletmiştir. İbn Ebu Musa ise “el-İrşad” eserinde, ondan olmak üzere şu iki görüşü nakletmiştir: Birincisi; Bu tür kinaye lafızları üç talaka götürür. İkincisi ise: Bu sözlerde kişinin niyetine müracaat edilir. Bunu da Ebu’l-Hattab da tercih etmiştir. Bu, Şafii mezhebinin de görüşünü oluşturmaktadır. O da, kişinin niyetine müracaat edileceğini belirtmiştir. Eğer bir şeye niyet etmiş olmazsa, o vakit bir talak olur. Bu noktada Rükane hadisini gerekçe göstermiştir. Nitekim kendisi Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Ey Allah’ın Resulü! Karımı kesinlikle boşadım.” dedi. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) kesinlikle demekle neyi kasdettin, buyurdu. Rükane: “Tek bir talakı.” dedi. “Vallahi der misin?” buyurdu. O da: “Vallahi.” dedi. Bunun üzerine: “Niyetin ne ise o gerçekleşmiştir.” buyurdu.
Bunun yanında Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Cevn’in kızına: “Git ailene katıl.” buyurmuştur. Dolayısıyla Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), burada üç talakı bir arada kullanmış değildir, buna delalet de etmez. Buna ek olarak sahabenin üç talak saydığı lafızlardan da sayılmaz, benzeri de sayılmaz. O vakit bunda “üç talaktır” şeklinde hüküm vermek bir eksiklik olur.
“Niyet etmesinin yanında bu kinâyeler sarih lafızlar gibi kabul edilir.” şeklindeki sözlerine ise biz, şöyle cevap veririz: Evet, öyledir, ancak sarih lafızlar, kendisiyle beynî’nin (ayrılığın) meydana geldiği ve beynî’nin meydana gelmediği şekliyle üç kısma ayrıldığı vardır. Aynı şekilde kinaye lafızlarının da bu şekilde ayrıldığı vardır. Bunlardan birisi de beynî’nin meydana geldiği sarih lafzın yerini tutan lafzın olmasıdır ki o da burada aşikar olandır. Diğer birisi de talakın yalnız bir tanesinin meydana geldiği sarih lafızdır, (o vakit üç talak olmaz). Söz konusu olan bu lafız, diğerlerinden ayrı olarak ele alınmaktadır. Allah, en iyisini bilir.