Yüce Allah’ın, kadına farz kıldığı kocaya itaat etme emrine kadının asi olması ve kocasına itaat etmemesidir. “Nüşûz” kelimesi, “yükselmek” kelimesinden alınmıştır. Sanki kadın bu isyankârlığı ve itaatsizliği ile kocanın üzerine yükselmiş, ona karşı gelmiş gibidir. Buna göre, kocasının kendisini çağırmasına üşengeçlik yapması, kendisini ağırdan satarak itaatsizlik göstermesi ve birkaç defa çağırmakla ancak icabette bulunması gibi, kadından birtakım nüşûz anlamına gelecek emareler baş gösterecek olursa, bu durumda koca karısına, şanı Yüce Allah’ın azabıyla korkutur ve ona kocasına itaat etmesi bağlamında Allah (c.c.)’ın kendisine vacip kıldığı sorumlulukları hatırlatır, nasihat eder. Aksi halde, muhalefet etmesi ve itaatsizliği ile günaha duçar kalmış olacağını bildirir. Bunun yanında ondan düşecek olan nafaka ve giyim gibi birtakım haklarının olduğunu ve kendisini dövüp tehcir edebileceğine de hak sahibi olduğunu haber verir. Nitekim Allah’u Teala şöyle buyurur: “Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız (tehcir) bırakın…” (Nisa Suresi 34)
Eğer kadından sadır olan nüşûz, isyan etmesi, yatağa gitmemesi veyahut kocanın izni olmadan evden dışarıya çıkması şekliyle gerçekleşmişse, o zaman kocasının onu yatağında yalnız bırakma (tehcir) hakkı vardır. Çünkü Yüce Allah buyurur ki: “Onları yataklarda yalnız bırakın…” (Nisa Suresi 34) Kadın eğer kocasının nasihatına ve tehcirine aldırış etmezse, o vakit onu dövme hakkı da vardır; zira Allah (c.c.): “Ve (bunlarla yola gelmezlerse) onları dövün…” (Nisa Suresi 34) şeklinde buyurmuştur.
Müslim’de geçtiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Eğer böyle yaparlarsa (kocalarını dinlemezlerse), onları gayrı mubarrah şeklinde dövünüz.” Hadiste geçen “gayrı mubarrah” ifadesi, çok şiddetli dövmeyin demektir. Yüzüne ve tehlikeli yerlerden vurmaktan da kaçınması gerekir. Çünkü dövmekten kasıt ona edep vermektir, yoksa onu ortadan kaldırmak, öldürmek değildir. Hakim b. Muaviye el-Kuşeyri’den, onun da babasından yaptığı nakle göre, kendisi şöyle dedi: “Ben Ey Allah’ın Resulü! Bizim birimizin üzerinde, zevcesinin hakkı nedir?” diye sordum, bunun üzerine: “Yediğin zaman ona da yedirmen, elbise aldığın zaman ona da almandır. (Sakın) yüze vurma, onu kötüleme, evin dışında onu terk etme.” buyurdu.
Kadın, eğer kocasının geçimsizliğinden, hastalığı, yaşlılığı yahut çirkinliği sebebiyle kendisinden yüz çevirmesinden veyahut uzak durmasından korkar, endişe duyarsa, bu durumda kadın, -Hz. Sevde binti Sema’nın yaptığı gibi- kocasını memnun etmek için kendisine ait bazı haklarından feragat edebilir, bunda kendisi için bir sakınca yoktur. Nitekim (Sevde anamız hakkında) şu ayet nazil olmuştur: “Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara günah yoktur…” (Nisa Suresi 128)