Adam, dengiyle cinsel temas kurması mümkün olan bir kadınla evlenir ve kendisine varmasını talep ederse, bunu yerine getirmesi kadına vacip olur. Kadın da kendisini kocasına teslim ederse, erkeğin de onu teslim alması ve nafakasını temin etmesi gerekli olur. Kadın talepte bulunur ve bir süre beklenilmesini isterse, bu durumda kadının durumuna göre -adet üzere- iki yahut üç gün kadar bekletilir. Çünkü bu süre azdır, bu süre miktarı örfe de uygundur. Nitekim Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Seferden dönünce ailene gece vakti gelme, ta ki kocasını bekleyen kadıncağız usturasını kullansın, dağınık saçlarını tarasın.” (Buharî) Erkeğe kestirme yollardan gelmesini menetmiş ve yavaş gitmesini emretmiştir ki, böylece kadın işlerini daha rahat yerine getirerek ona güzel hazırlanmış olsun. İşte kadının zikri geçen buradaki durumu ise daha öncelikli sayılmaktadır.
Karısı, Müslüman olsun, zimmi olsun, hür olsun, cariye olsun, kocasının ona hayız yahut nifas olması durumunda gusül almasını zorlama hakkı vardır. Çünkü gusül almaması durumunda erkeğin hakkı olan kadınla faydalanmasına bu bir engel teşkil etmiş olacağından, o takdirde kendisine ait bu hakkını kısıtlayacak olan engeli ortadan kaldırması için zorlamada bulunabilir.
Müslüman olan karısına da cünüp olduğu vakit bundan dolayı gusül almasını zorlama hakkı vardır; çünkü kadının namaz kılması vacip (farz)’tir. Namaz kılması için de şüphesiz gusül alması icap eder. Zimmi olan karısına gelince, bunda iki görüş gelmiştir:
Birincisi: Ona da gusül alması için zorlama hakkı vardır; çünkü onunla tam olarak faydalanması kocanın bir hakkıdır. Bunun yanında nefis, cünüplükten dolayı gusül almamış olan bir karşı cinse ilgi de duymayabilir.
İkincisi: Buna zorlama hakkı yoktur. Bu, İmam Malik ve Sevri’nin kavlidir. Çünkü onunla cinsel temas kurması erkek için tevakkuf etmeyebilir; zira ondan başka hanımıyla da erkek cinsel temas kurabilir. İmam Şafî’nin de bu hususta iki görüşte olduğu gibi iki (farklı) kavli gelmiştir.
Kocanın, kadını kendi evinden dışarıya çıkmasını engelleme hakkı da vardır. Kadın için gerekli durumlar baş göstermiş de olsa durum böyledir, ister kadın ebeveynini ziyaret etmiş olsun, onların bakımıyla uğraşmış olsun veyahut da ikisinden birisinin cenazesine katılmak amacıyla dışarıya çıkmış olsun, fark etmez. Çünkü kocaya itaat etmesi vaciptir, halbuki onların bakımları için çıkması vacip değildir. Öyleyse vacip olmayan bir iş için vacibin terk edilmesi caiz değildir. Bunun yanında kocasının izni olmadan dışarıya çıkması da kadına caiz olmaz. Ancak kadının kendi ebeveynine bakması ve onları ziyaret etmesi için kocanın karısına izin vermesi gerekir. Aksi halde onlarla olan bağını kesmiş olacağından, bu sebeple kocasına ters düşmesi de kaçınılmaz olur. Oysaki Yüce Allah, erkeklerin, eşlerine güzel muamelede bulunmalarını emir buyurmuştur. Ancak burada güzel muamelenin baş göstermesi söz konusu olmaz.