Vereselerden bir grubun payları sahih olarak taksim edilemezse, bu durumda sayıları meselenin aslına çarpılır yahut aile hükmünde olursa bunda avl icra edilir; ancak onların sayısı yarım yahut üçte bir hisseleriyle muvafık olması veyahut diğer cüzlere muvafık olması gerekmektedir. İşte bu durumda aile olursa, meselenin aslı noktasında sayılarının uygunluğuna çarpılması ve avl edilmesi yeterli gelir, buna ulaşması halinde ise bu ondan “sahih” olarak kabul edilir. Dolayısıyla taksimat yapmak istediğinde, meselenin aslından hakkı olan herkes, bu meselede çarptığın sayı/adet noktasında çarpılmış sayılır. İşte buna “payların cüzü” meselesi adı verilir. Öyleyse buna ulaşması halinde tek olması durumunda bu ona ait olur, eğer bir topluluk olurlarsa, aralarında taksimatını icra edersin.
İki grup üzerinde kesir hali vaki olursa, o takdirde şu dört kısımdan hali olamaz:
İki sayının “temasül” üzere olması: Bu durumda temasül olan iki sayıdan biri alınır ve meselenin aslı ile çarpılır. Buradaki taksimatta izlenecek yol -kesir bir grup üzerinde aynı olduğu vakit- onun aynı yolu gibi kabul edilir.
İki sayının da “tenasüp” üzere olması: Bu ise ikisinden birisinin diğerine -yarısı ve üçte biri gibi- bir parçasına intisap etmesidir. O zaman en yüksek sayı ile meselenin aslını çarpar ve zikri geçenler üzere amel edersin.
İki sayının “tebâyün” olması, birinin diğerine temasül ve tenasüp etmemesidir. Bir de bu -dört ve üç gibi- muvafakat da etmez, bu durumda diğer tümüne ikisinden birisini çarparsın ve ulaşılan sayıyı da meselede çarparsın.
İki sayının yarım, üçte bir, dörtte bir veyahut diğer cüzlerle “müttefik” olması. Bu durumda sen iki sayıdan birisini muvafık olana reddedersin, ardından diğer hepsinde onu çarparsın. Ulaşılan sayıyı da meselede çarparsın.
Kesir şayet üç hal üzere olursa, bakarsın; eğer temasül üzere olursa bu meselede onu çarparsın. Tenasüp üzere olursa, en fazlasıyla onu cüzlere ayırır ve meselede çarparsın. Tebayün olursa, kimisini kimisine çarpar, ardından onu meselede çarparsın. Tevafuk üzere olursa, diğer tümünde onun sayı uygunluğuna göre çarparsın. Ulaşılması halinde onunla üçüncüsü arasında muvafık kılar, uygun düşeni de üçün hepsinde çarparsın. Sonra elinde bulunanları meselenin aslı ile çarp ve ulaşması halinde bu ondan sahih olur.
Eğer iki kişi tenasüp eder ve üçüncüsü de onlardan tebayün ederse, o zaman üçüncünün tümünde ikisinden en fazlasına onunla çarparsın yahut -muvafık olması durumunda- uygun olana çarparsın. Sonra da meselenin aslında böyle yaparsın. İki kişi muvafık olur ve üçüncüsü de onlardan tebayün ederse, bu takdirde diğerinin tümünde ardından da üçüncüsünde ikisinden birisinin uygun olanına onu çarparsın. Eğer iki kişi tebayün eder ve üçüncüsü de ikisine muvafık düşerse, bu durumda iki tebayünden birisini diğeriyle çarpman yeterlidir. Sonra da onu meselede çarparsın.