"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Yitik çocuğun harcaması

Yitik çocuk yanında bir şey olmadığı hâlde bulunursa, ilim ehlinin geneline göre onu bulan kimsenin, onun ihtiyaçları için nafaka temininde bulunması zorunlu değildir. Çünkü nafaka temininin vacip olduğu akrabalık, evlilik, mülk ve velayet gibi sebepler sınırlıdır. Lukata olarak almak ise ancak bu çocuğu helak olmaktan korumaya, kendiliğinden muhafaza etmeye yöneliktir; dolayısıyla bu hususta nafaka temininde bulunmak vacip değildir. Sanki yitik düşmüş olmayan bir kimseye bunu yapıyor gibidir. Dolayısıyla bu çocuğa nafaka sağlamakla Beytü’l-Mal yükümlüdür.

Çünkü Senin Ebu Cemile hadisinde geçtiğine göre, Hz. Ömer: “Hadi git, o (yitik çocuk) hürdür ve velayeti de sana aittir. Nafakası ise bize aittir.” demiştir. Zira Beytü’l-Mal’dan o yitik çocuğa miras verilir ve malı oradan kendisine sarf edilir. Akrabaları ve ona velayetlik yapan kimseler gibi, bu şekilde nafakası da oradan temin edilir.

Beytü’l-Mal’dan yitik çocuğa harcamak mümkün olmazsa, bu durumda Müslümanlardan hâli vakti yerinde olduğu bilinen kimse onun harcamalarını üstlenir. Nitekim bu, farz-ı kifâye olan bir durumdur. Bunun yanında bağış vermek suretiyle çocuk hakkında harcama yapacak olursa, bu sebeple ona bir şey gerekmez; ister bu lukatayı bulan şahıs olsun yahut başkası olsun, fark etmez. Ona bağış olarak harcamada bulunmayacak olursa, bu durumda imkânları da varsa, lukatayı bulan kişi yahut bir başkası ona -geri dönüşümlü olarak- harcamada bulunur. Söz konusu olan bu durum hâkimin emriyle gerçekleşir ve -şayet bu nafaka mâruf kasdıyla söz konusu olmuşsa- o zaman yitik çocuk hakkında bunu mecbur kılar. Bunu, Sevrî, İmam Şâfiî ve rey ashabı söylemiştir.

Hâkimin emri dışında ona -geri dönüşümlü olarak- harcamada bulunursa, bu noktada İmam Ahmed: O zaman bu nafaka, Beytü’l-Mal’dan karşılanır; zira başkasına vacip olan şeyi yerine getirmiştir. Dolayısıyla da kendisine vacip olan kimseden onu geri alma hakkı vardır, demiştir. İmam Mâlik, Sevrî, Evzâî, Ebû Hanîfe, Muhammed b. el-Hasen ve İmam Şâfiî ise bu durumda o kimsenin nafakayı bağışlayan kişi konumunda olması hasebiyle, ona geri bir şeyin dönmeyeceğini; sanki yitik çocuğa bu nafakayı bağışlamış gibi kabul edileceğini söylemişlerdir.

Şayet lakit (yitik çocuk) ile beraber bir de yanında malı bulunmuş olursa, bu da ona ait olur ve ondan çocuğa harcar. Bunu, İmam Şâfiî ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü genç, mala sahip olabilir ve eli de ayarsız değildir, düzgündür. Buna delil, onun miras alması ve bırakmasıdır. Onun adına velisinin bir şey satın alması ve bir şeyi satması da geçerlidir. Kimin de sahih/geçerli bir mülkü varsa, onun düzgün bir eli (tasarruf yetkisi) var demektir; bulûğ çağına giren çocuk gibi. Durum anlaşıldığına göre, yitik bir çocuğa bitişik olan yahut ona menfaat sağlayan her bir şey, onun emri altında ve zahiren ona ait mülkü demektir. Ama münfasıl olan mala gelince, şayet uzağında ise, o durumda mal onun eli altında değildir demektir.

Eğer yakınında ise bu konu hakkında da iki görüş gelmiştir: Bunlardan birisine göre bu mal da ona aittir; nitekim doğru olan görüş de budur. Çünkü zahire göre onun için terk etmiş olduğu mal, ona aittir ve onun emri altında sayılır. Zira bulûğa eren bir çocuğa malın yakın olması demek, onu elinde bulundurmasıdır. Ona ait olmadığına dair hüküm verdiğimiz her bir şeyin hükmü ise lukata hükmündedir. Kendisine ait olan malla da o, yitik çocuk için harcamalarda bulunabilir. Ona yeterli gelecek bir malı olursa, başkasının ona nafaka temininde bulunması gereklilik arz etmez; çünkü o takdirde malı olan bir kimsedir ve diğer insanlara benzemiş olur.

Bu anlaşıldığına göre, yitik bir çocuğu bulan bir kimsenin, hâkimden izin almaksızın da harcamada bulunması mümkündür; çünkü ona velayet etmektedir. Nitekim yetime vasilik yapmada olduğu gibi, o çocuk hakkında harcama ve nafaka temininde bulunurken hâkimden izin almasına bakılmaz. Çünkü bu, iyiliği emretmek sadedindendir ve bunda devlet başkanı da başkası da eşittir. Bu, içki dağıtımına katılanların (iştirak sorumluluğu noktasındaki) duruma benzer.

İmam Şâfiî ise şöyle demiştir: Hâkimin bulunduğu bir yerde, hâkim izni olmaksızın yitik çocuğa harcama hakkı olmaz. Şayet harcamış olursa, onu tazmin eder. Bu, küçüğün babası bir vedia’ya sahip olması durumunda, bundan çocuğa harcaması şeklinde teşekkül etmesidir. Çünkü onun, çocuğun malı üzerinde bir velayeti yoktur; onun üzerinde sadece hadâne (çocuk bakım) hakkı vardır. Şayet bir hâkim bulamayacak olursa, bu durumda nafaka temin etme konusunda iki görüş bulunmaktadır. (Ancak) onun bunu teslim edemeyeceği ve bu malı üzerinde de bir velayet hakkının olmayacağı yönünde cevap verilmiştir. Bir de yitik çocuk ile onların kıyaslamış oldukları şeylerin farklı olduğu da muhakkaktır.

Müstehap olan, hâkimin mevcut olduğu bir yerde, o hâkimden izin alınmasıdır. Çünkü bu, töhmete düşmekten daha uzak tutar ve olası zanları da ortadan kaldırır. Aynı zamanda söz konusu olan tartışmadan çıkmayı sağlar. Bunun yanında, yitik çocuğa harcamış olduğu şeyleri dönüp de geri almaya çalışan kişiye karşı çocuğun malını muhafaza altına da alır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/darul-kufr/,https://kutsalayet.de/lakitin-vela-hakki/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız