"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Babanın, kendi çocuğunun malından alması

Çocuğu küçük olsun, büyük olsun, bir baba, ihtiyacı olduğunda yahut olmadığında, çocuğunun malından istediği vakit alma ve ona sahip olma hakkına şu iki şartla sahip olur:

1) Çocuğunu suistimal etmeden ve ona zarar vermeden bunu alması ve çocuğunun ihtiyaç duyduğu bir şeyi almaması.

2) Çocuğun malından alması halinde onun, başkasından almak durumunda kalmaması. Nitekim Hz. Âişe’nin rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz ki, kişinin yediği en temiz yemek, kendi kazancından olanıdır. Çocuğu da kendi kazancındandır.”

Amr b. Şuayb’ın, babasından ve dedesinden yaptığı rivayete göre; adamın birisi Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip: “Ey Allah’ın Resulü! Benim malım ve çocuklarım bulunuyor. Babamın ise mala ihtiyacı vardır (ne buyurursunuz?)” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber de:
“Sen ve malın babanındır. Sizin çocuklarınız sizin en güzel kazançlarınızdandır. Öyleyse çocuklarınızın kazancından yiyin.”

Zira Yüce Allah, çocuğu babasına hediye olarak kılmış olduğundan dolayı, babanın kendi oğlunun malını alması da onun hakkı sayılır, tıpkı köle (efendi ilişkisinde olduğu) gibi. Bir de baba, kendi çocuğunun malını yönetmeksizin de elde edebilir ve sanki kendi malıymış gibi onun hakkında tasarrufta da bulunabilir.

Ebû Hanîfe, İmam Mâlik ve İmam Şâfiî ise şöyle demişlerdir: Babanın ancak ihtiyacı kadar olmak üzere kendi çocuğunun malından alma hakkı vardır. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Kanlarınız (canlarınız), mallarınız ve ırzlarınız birbirinize haramdır; aynen bu bulunduğunuz belde ve gününüzün haram (kutsal) olduğu gibidir.”
Bu hadis hakkında Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle de buyurmuştur:
“Bir kimsenin malı, ancak onun gönül hoşluğu ile helal olur.”
Zira çocuğun malı, kendi mülkü üzere tam ve eksiksiz bir mülkiyet ifade etmektedir. Dolayısıyla da bunun kendisinden çekip alınması caiz olmaz, sanki çocuğunun ihtiyacı olduğu malını almasına benzer.

Bu hadisler hakkında şöyle cevap verilmiştir: Birinci görüşün hadisi bir defa bunu teşvik etmekte ve tefsir etmektedir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), bizzat çocuğun malını, babasının malı olarak saymıştır; dolayısıyla da aralarında menfi bir durum yoktur.

Babasının istemesi durumunda çocuğun bunu ondan bir borç olarak sayma hakkı yoktur. Ebû Hanîfe, İmam Mâlik ve İmam Şâfiî’ye göre ise bunu borç sayma hakkı vardır. İbn Kudâme ise; “Bana göre bu ihtilaf, önceki ifadelere mebnidir,” demiştir.

Temlik etmeden önce baba, eğer çocuğunun malında tasarruf edecek olursa, bu tasarrufu geçerli olmaz. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. O şöyle demiştir: Kabzetmediği sürece babanın oğlunun kölesini hürriyetine kavuşturması caiz değildir. Buna göre borcundan teberru etmesi, malından hediye vermesi ve onun adına satışta bulunması sahih olmaz. Çünkü çocuğun malı, kendisi hakkında tam ve eksiksizdir. Babanın ise bunu kendisinden alması ancak ona hibe ettiği bir mal hükmünde sayılır ki, bundan önce malı alacak olmasıyla tasarrufu geçerli olmaz. Zira o, velayeti olmadığı halde başkasının mülkünde tasarruf etmiş olur.

Çocuk küçük olursa yine bu geçerli olmaz. Çünkü küçük olması hasebiyle, hakkında payın olmadığı bir tasarrufa malik de değildir. Zira borcunu düşürmek, köleyi azad etmek ve malını hibe etmek paydan sayılmaz.

Babadan başkasının — izni olmadan — başkasının malından alma hakkı da yoktur. Zira hadis, baba hakkında vârit olmuştur; dolayısıyla babadan başkasının üzerine kıyas edilmesi doğru olmaz. Çünkü babanın, küçük olan çocuğunun ve malının üzerine velayeti vardır, ona karşı tam bir şefkati bulunmaktadır, hakkı çok ve kesindir, hiçbir surette de mirasını düşürmez.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hediyeyi-geri-almadan-once-babanin-olmesi/,https://kutsalayet.de/hibeden-rucu-etmek/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız