"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Haliyye Nedir ?

“Haliyye, (çoğulu) Halaya” kelimesinde olduğu gibi “vakf”ın çoğulu da vukuftur, “ataya” ise atiyye’nin çoğul şeklidir. Vakıf bırakmak müstehaptır. Vakfın manası, malın mülkiyetini elinde tutmak, ürün ve semerini ise (Allah rızası için) tasadduk etmektir.

Vakfın temeli Abdullah b. Ömer’in şu gelen rivayetidir: “Ömer b. Hattab’ın payına Hayber’de bir arazi düşmüştü. O, bir gün bu arazi konusundaki görüşünü almak üzere Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelerek: ‘Ey Allah’ın Resulü! Hisseme Hayber’de bir arazi düştü ki daha önce ondan daha kıymetlisi elime geçmiş değildir. Bu mal hususunda ne buyurursunuz?’ diye sordu. Hz. Peygamber: ‘İstersen toprağı vakfederek gelirini tasadduk edersin.’ buyurdu.” İbn Ömer dedi ki: Hz. Ömer, bu araziyi alınıp satılmamak, miras olunmamak ve hibe edilmemek üzere tasadduk etti. Gelirinden de fakirlere, akrabalara, mükatep (hürriyetini satın alma sözleşmesi yapmış olan) kölelerin hürriyete kavuşturulmasına, Allah yoluna, yolculara ve misafirlere tasadduk etti. Onun idaresini üzerine alan kimseye bunu servet aracı olarak kullanmamak şartıyla normal ölçüler içerisinde ondan yemesinde ve bir başkasına yemesi için vermesinde mahzur yoktur.” Buhârî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.
Tirmizî şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabından ve başkalarından müteşekkil olan ilim ehline göre amel de bu minvalde gelmiştir. Onların ilk dönem âlimleri içerisinde arazilerin vb. vakıf olarak bırakılmasının caizliği hususunda bir ihtilafın olduğunu ise bilmiyoruz.

Ebû Hanîfe ise vakfın mücerret olarak gerekli olmamasının yanında vakfeden kişinin -ölümünden sonrası için vasiyet bırakması dışında- bu vakıf konusunda rücu etme hakkının olduğunu ve ancak bu durumda onun gerekli olacağını yahut bunun gerekli olacağını hâkimin bildireceğini ileri sürmüştür. Bu meselede iki sahibi olan (Ebû Yûsuf ve Muhammed) ise kendisine muhalefet etmişlerdir. Nitekim onlar da bu konuda diğer ilim ehli gibi düşünmektedirler. Şüphe yok ki (Ebû Hanîfe’nin) bu görüşü, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sabit olan sünnete ve ashab-ı kiramın icmasına terstir. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem), vakfı hakkında Hz. Ömer’e: “Vakıf bıraktığın arazin satılmamak, hibe edilmemek ve miras olunmamak üzere tasadduk et, sadece meyve ve ürünlerini harca, dağıt.” diye buyurmuştur.

Câbir der ki: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabından güç ve imkanı olup da vakıf bırakmayan yoktur. Bu, onlardan bir icma olarak teşekkül etmiştir. Şüphesiz onlardan vakfetmeye gücü bulunanlar bizzat vakıfta bulunmuşlardır. Onlardan meşhur olarak icra edilen bir uygulamaydı bu ve kendilerine karşı çıkan da olmamıştır; dolayısıyla bu bir icma halini de almış oldu.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ihya-konusunda-devlet-baskaninin-izni/,https://kutsalayet.de/vakfetmesi-sebebiyle-bu-malinin-onun-elinden-cikmis-olmasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız