Müsabakaya konu olan ödül, yarışa katılan amilin arkadaşlarına bir şeyler yedirmesi (veya vermesi) üzere şart koşulmuş olursa, bu şart fasit olur. Çünkü bu, icra edilen amel hakkındaki bir ivazdır ve bunu amel edenden başkasının almaya hakkı yoktur. Tıpkı kaçan kölenin geri alınmasındaki/verilmesindeki ivaza benzer. Bunun yanında akdi fasit etmez. Bunu, Ebu Hanife söylemiştir. Zira bu, bedelin tesmiyesine akdin sıhhatinin tevakkuf etmediği bir akittir; dolayısıyla -nikah akdinde olduğu gibi- fasit olan bir şart sebebiyle akit de fasit olmaz. İmam Şafii ise bu durumda akit fasit olur, demiştir. el-Kadı (İyaz) ise müsabaka akdindeki şartların iki kısma ayrıldığını ifade etmiştir:
Birincisi: İvazın meçhul olması yahut yarış mesafesinin bilinmemesi vb. gibi akdin sıhhat şartını ihlal eden kısma avdet etmesi. Bu durumda akdi fasit kılar.
İkincisi: Müsabakaya konu olan ödül noktasında, yarışa katılan amilin (yarışmacının) arkadaşlarına yahut da başkalarına bir şeyler yedirmesini şart koşması veya her iki yarışmacının yahut ikisinden birisinin yarışa başladıktan sonra akdin feshedilmesine dair şart koşmaları vb. gibi akitteki şartla ihlal olmayan kısım. Tüm bu şartların her biri haddi zatında akdi geçersiz kılarlar. Bunlara yakın manada bulunan akit konusunda ise iki görüş yer almaktadır:
Bu akdin sahih olacağı görüş: Çünkü akit ana rükün ve şartlarıyla tamamlanmıştır; dolayısıyla fazladan olan fasit bir şart silinmiş olmasıyla akit de sahih olarak kalmış olur.
Batıl olacağı görüş: Zira ivaz (bedel ve karşılık) bu maksatla verilmiştir; dolayısıyla maksat elde edilmediğine göre, ivazın verilmesi de gerekli olmaz.
Yarışmaya katılan şahsın müsabakayı bırakması durumunda, o müsabaka her halükarda fasit olur. Başkası olmuş olursa bu durumda amelinin ücretini alır. Çünkü bu, ivazlı bir ameldir ve kendisine bu teslim edilmediğinden ecr-i misil almaya hak sahibi olur. Bu, fasit bir kira gibi kabul edilir.