Şef’î ortak olan payı alır ve hak sahibi olarak ortaya çıkarsa, bunun semenle rücu edilmesi müşteriye ait olur. Müşteri de bunun üzerine satıcıya rücu eder, döner. O malı kusurlu olarak bulacak olursa onu müşteriye geri verme yahut ondan bunun diyetini alma hakkı doğar. Müşteri de satıcıya bunu geri verir yahut ondan bunun diyetini (bedelini) alır, ister bu payı müşteriden yahut da satıcıdan kabzetmiş olsun, fark etmez. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü söz konusu olan şuf’a, alışverişten sonra hak edilmiştir. Malı müşteri elde eder. Sonra ise malın elden çıkması semenle olmak üzere müşteri’den gider ve şef’îye intikal eder. Bu durumda şef’î olan şahsın uhdesinde kalır, sanki onu alışveriş yoluyla almış gibi kabul edilir.
Ebu Hanife ise şöyle der: Onu müşteriden alması halinde, uhde onun üzerine olur, satıcıdan alacak olursa, bu durumda uhde onun üzerine kalır. Çünkü şef’î bu malı satıcıdan alırsa, müşteriden bu malın kabzedilmesi mümkün olmaz; o zaman da satıcı ile müşteri arasındaki alışveriş fesholur. Şefî ise satıcıdan bunu almış olmakla bir yönüyle o mala malik sayılır, uhde de onun üzerine kalır.
Şöyle cevap verilmiştir: Bunu satıcıdan almasına gelirsek, bir defa satıcı hak sahibi olunan malın teslimi noktasında müşterinin yerine niyabet eder. Şayet müşteri ile satıcı arasındaki akit fesholursa şuf’a da batıl olur; zira şuf’a buna hak sahibi olmuştur.
Chat
Sohbet Yükleniyor...