Ariyetin genel ve vakitli olarak bırakılması da caizdir. Çünkü ariyet mübahtır ve bu yönüyle yemek yemenin mübahlığına benzer. Kendisinden zarar gördüğü noktada, izin de vermediği halde istediği zaman muir’in bu ariyet malından geri dönme hakkı vardır. Bunu, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. İmam Malik ise şöyle der: Ariyet vakitli olursa, vakti gelmeden bu ariyetten geri dönülemez. Bir süreyle vakitli değilse, bu durumda misli noktasında faydalandığı süre içerisinde onu geri vermesi gerekmektedir. Çünkü muir onu söz konusu süre içerisinde istifade etmesi için izin vermiştir, mal da onun elinde mübah bir akde göre gerçekleşmiştir. Dolayısıyla mal sahibi olanın (onun) seçimi olmaksızın da o ödünç maldan geri dönmeye malik değildir; tıpkı hizmetini göreceğine dair vasiyet verilmiş köle ile kiracı gibi.
Şöyle cevap verilmiştir: İleriye dönük fayda ve menfaatler, o kişinin henüz eline geçmediğinden ötürü, o kişi de ariyete malik olmuş sayılmaz, henüz elinde malı yokmuş gibi kabul edilir.
Hizmetini göreceğine dair vasiyet verilmiş köleye gelince, bir defa vasiyet bırakılan kimsenin bundan rücu etme hakkı vardır, verese ise rücu etmeye malik değildir; çünkü bağış onların dışından gelmektedir. Kiracıya gelince, o ise karşılıklı bir bedel akdiyle malı elde etmiştir; dolayısıyla bunun konumuzla bir bağlantısı yoktur.
Ariyet/ödünç mal konusunda süreyi mutlak kılacak olursa, rücu etmediği sürece bu mal ile istifade edebilir. Belirli bir süreye kayıtlarsa, bu durumda rücu etmediği sürece onunla istifade edebilir yahut süreyi bitirir. Çünkü bu maldan istifade edilmesinin mübah olması izne bağlıdır, izin mahalli geçmiş olursa o takdirde hüküm haramlık üzere kalır. Bundan sonra halen onunla istifade edecek olursa, gasıbın (malı gasp edenin) hükmüne dönüşür, kullandığı şeyin ücreti alınır ve gasıba ait diğer hükümler icra edilir; çünkü haddi aşmıştır.
Kendisine ariyet verilecek olur ve o da bununla istifade etmişken, musteir’e dokunan bir zararın meydana gelmesi esnasında o ariyetten geri dönmesi söz konusu iken, onun rücu etmesi caiz değildir. Çünkü rücu etmek musteir’e zarar verir, onun aynı şekilde zarar vermesi de caiz olmaz. Mesela kişiye gemisini yürütmesi için ödünç olarak kürek verilmişken, o halen denizde olduğu halde bundan rücu etmesi caiz değildir.
Şayet ona üzerine ahşap parçalarının koyulması için ödünç olarak bir duvar (binası) verilmiş olursa, bu caizdir. Zira ahşapları üzerine koymadan önce yahut henüz duvar örülmeden üzerine onları koyduktan sonra rücu etme hakkı vardır; çünkü bu bir zarar teşkil etmez. Ama duvar inşa edilmiş olursa o takdirde rücu etmesi caiz olmaz; çünkü binanın yıkılması söz konusu olabilir.
Chat
Sohbet Yükleniyor...