Bu, elinde aynî mal yahut zimmetinde borç bulunduğuna dair itirafta bulunması, sonra ivaz (nakit ve mal) vermenin câiz olduğu bu noktada söz konusu olan ivazı; sarf, alışveriş yahut da kira şeklinde vereceğine dair iki tarafın ittifak etmesidir. Buna ek olarak, tarafların buna dair şartlar ileri sürmeleri ve bu noktada hükmün sabit olmasıdır.
İbrâ’ya gelirsek:
Bu ise, zimmetinde borç bulunduğuna dair itirafta bulunması ve: “Yarısını yahut belli bir bölümünü sana ibrâ ediyorum (hakkımdan vazgeçiyorum), sen ise kalanı bana ver.” demesidir. Bu durumda, şart olmaksızın mutlak mânâda ibrâ geçerli olur.
Hibe ise:
Elinde aynî malı olması ve: “Yarısını sana hibe ediyorum, sen ise bana kalan bölümünü hibe et.” demesidir. Bu şekilde geçerli olur ve hakkındaki hibe şartları da muteber sayılır. Eğer şarta göre bunu çıkartıp verecek olursa, o zaman sahih olmaz.