"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Rüşt/reşit olmaktan neyin kastedildiği

Rüştten kasıt, malı hakkında ıslah üzere olmak (telef etmemek) demektir. İlim ehlinin çoğunluğunun görüşü de budur. Bu, nekra (bilinmezlik) ifadesi hakkındaki ispat sayılır. Nitekim malı hakkında ıslah üzere olan kişinin rüşt çağına erdiği söz konusudur. Zira malına karşı sahip çıkan olması hasebiyle, onun bu durumu adalet üzere olduğuna delildir. Bu da gösteriyor ki, hacr altına alınması ancak malını muhafaza etmemesi sebebiyle gerçekleşir. Bundaki etken ise malının zayi edilmesi yahut korunması noktasındaki etkisi olmuş oluyor.

İmam Şâfiî der ki: Rüştten kasıt, dini ve malı hakkında ıslah üzere olmaktır. Çünkü fâsık/haddi aşan bir kimse reşit sayılmaz. Zira onun dinî konulardaki bu fâsık hâli, malını koruyup muhafaza etmesine engel teşkil eder; buna olan güveni sarsar. Tıpkı sözlerinin kabulünü ve başkasına karşı velayet sabitesini engellemesi gibi kabul edilir.

Şöyle cevap verilmiştir: Adaletli olmak rüşt noktasında muteber sayılmadığı gibi, ilk işin başında da muteber sayılmaz; dünya da zâhid olmak gibi kabul edilir. Onların “Fâsık/haddi aşan bir kimse reşit sayılmaz” sözlerine gelince, buna verilecek cevap şudur: Bir defa, dini hakkında reşit değildir; ama malı ve muhafaza etmesi açısından o bir reşittir. Sonra bu örnek kâfir hakkında çelişki de oluşturur. Çünkü kâfir bir kimse reşit değildir; bu sebeple hacr altına alınmaz. Aynı şekilde şayet fasıklık, bir Müslümana —malını verdikten sonra— sirayet edecek olursa, onun rüşdü zail olmaz; bu nedenden dolayı hacr altına da alınmaz. Öyleyse adalet eğer rüşt için şart olsaydı, bu durumda adaletin gitmesi neticesinde malın muhafazası da gitmiş olurdu. Sözünü kabul etmeyi men etmek ise, malının kendisine verilmesini engellemez. Çünkü böyle kimseler çokça yanlışlar yaparak, gaflet ve unutmalarla bilinmektedirler. Bu durumda şahitliği kabul edilmez; malı ise kendisine teslim edilir.

Bu bilindiğine göre, fâsık olan bir kimse şayet malını içki satışı, boş ve lehvî aletlerin satın alınması veyahut da fesada götürecek işler gibi mâsiyet konularında harcayacak olursa, kendisine faydası olmayan bu noktada malını zayi ettiği ve saçıp savurduğu için rüşdüne varmış olmaz. Şayet bu kimsenin fıskı bunlardan değil de, yalan söylemek yahut malını muhafaza ettiği hâlde zekâtı men etmesi gibi şeylerden dolayı olmuş ise, malı kendisine teslim edilir. Çünkü hacr altına alınmaktan maksat, malının korunmasıdır; malı ise hacr olmadığı hâlde (kendisi tarafından) korunduğu için buna ihtiyaç yoktur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/843013/,https://kutsalayet.de/rustun-bilinmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız