"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Rehinin kabzedilmesi konusunda vekil kılmak

İki tane rehin alacaklı kişi, rehinin üzerinde razı oldukları bir kimsenin elinden alınmasını şart koşacak olur ve (bu hususta) ittifak edecek olurlarsa bu caiz olur, buna ek olarak malın kabzedilmesi noktasında rehin alanın naibi olarak vekil olur. Ne zamanki o malı kabzedecek olursa, içlerinde İmam Malik, Sevri, İmam Şafii, İshak, Ebu Sevr ve rey ashabının da yer aldığı fakihlerden bir topluluğa göre bu kabzediş sahih olur. Çünkü bir akit içerisinde bunu kabzedip aldığı için -diğer kabzedilip alınan konularda olduğu gibi- vekil kılınması da caizdir. Bu durumda vekil kılması caiz olan kimsenin eline de o ikisinin o rehini almaları da caiz olur ki, bu kimse tasarrufta bulunması caiz olan kişidir, ister bir Müslüman olsun yahut bir kafir olsun, ister adil, ister fasık, ister erkek yahut bayan olsun, fark etmez. Bu kimsenin bir çocuk olması ise caiz olmaz; çünkü mutlak anlamda onun tasarruf yetkisi yoktur. Buna rağmen rehin alan o iki kişi, bunu yapacak olurlarsa, o zaman bu rehini kabzedişi ve kabzetmemesi tek sayılır. Efendisinin izni olmadan köle de bu yetkiye sahip değildir. Zira kölenin faydası efendiye aittir; dolayısıyla onun izni olmadan rehin malını muhafaza altına alıp tutması caiz olmaz, eğer kendisine izin verecek olursa, bu durumda caiz olur.

Rehin malı eğer adil bir kimsenin elinde olur da rehin alan bu iki ortak, hakkın ortaya çıkması durumunda o malı satmasını kendisine şart koşacak olurlarsa, bu geçerli olur, aynı şekilde satışı da sahih olur. Bunu, Ebu Hanife, İmam Malik ve İmam Şafii söylemiştir. Şayet rehin veren adil bir kişi satıştan geri durursa, onun bu geri duruşu geçerli olur, alışverişe de malik olmaz. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Bu, İmam Ahmed tarafından da ifade edilmiştir. Çünkü vekil kılmak caiz olan bir akittir ve yerini bir şeyin alması gerekli değildir; tıpkı diğer vekil kılmalar gibi kabul edilir.

Ebu Hanife ve İmam Malik (az önce zikri geçen) bu kişinin satıştan geri durmasının söz konusu olamayacağını söylemişlerdir. İbn Ebu Musa ise şöyle demiştir: Bu gibileri hakkında farklı görüşler ileri süreriz. Çünkü İmam Ahmed, eserlerinin başka yerlerinde hileden men etmiştir. Bu ise rehin veren için hile kapısını aralamaktadır; zira bu, rehin alan kimseye buna icabet etmesini sonra da bundan geri durmasını şart koşmuş olmak demektir.

el-Muvaffak der ki: Mezhebimizin kıyasına göre ne zamanki alışverişten geri duracak olursa rehin alanın, bedeli ile rehinin hasıl olduğu satışı feshetme hakkı vardır. Tıpkı rehin verenin satışta şart koşulan rehini teslim etmesinin imkan dışı olması gibidir.

Hak meydana geldiği vakit, rehin alan şahıs izin vermedikçe adalet o malı satamaz. Çünkü satış onun hakkıdır; dolayısıyla da bu noktada izin vermediği sürece bu caiz olmaz. İmam Ahmed’in kelamının zahirine göre rehin veren kimseden izni yenilemesine de ihtiyacı yoktur. Şafii mezhebinin de bu yönde görüşü yer almaktadır.

Şayet adil olan bu şahıs, rehin malını o iki ortağın izni dahilinde satacak ve semeni de kabzedecek olur da, hiçbir aşırılığa kaçmaksızın semen elinde iken telef olacak olursa, bu durumda tazminat ödemesi gerekli değildir. Çünkü kendisi güvenilirdir ve vekil kılınmış kimse gibidir. el-Muvaffak der ki: Bu noktada ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Rehin alanın ise tazmini kabilinden sayılır. Bunu, İmam Şafii söyler. Çünkü o, satış konusunda rehin verenin vekilidir, semeni ise mülküdür ve o da bunu kabzetmede ona karşı güvenilirdir. Öyleyse bu semeni telef etmesi halinde -diğer güvenilir kimselerde olduğu gibi- müvekkilinin tazmininden ödenir.

Ebu Hanife ve İmam Malik ise tazmin ödemesinin rehin alana ait olduğunu; çünkü satışın onun için yapıldığını ifade etmişlerdir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/rehin-olarak-verilmesi-caiz-olan-seyler/,https://kutsalayet.de/yetim-malinin-rehin-verilmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız