Buna dair birkaç fasıla vardır:
1) Cümleten “ariye (yani ödünç verme)” şeklinde gerçekleşen alışveriş mübahtır. Bu, ilim adamlarının çoğunluğunun görüşünü oluşturmaktadır. Medine ehli, Evzai, Şam ehli, İmam Şafii ve İshak bunlardandır. Çünkü bu minvalde Ebu Hureyre tarafından nakledildiğine göre, o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), göz kararı tahminle beş vesk ya da daha az gelen ariye satışına izin vermiştir.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Bu bağlamda Zeyd b. Sabit, Sehl b. Ebu Hasme ve başkaları daha nakillerde bulunmuşlardır. Hadis alimleri de kitaplarında bunları tahriç etmişlerdir.
Ebu Hanife ise bunun helal olmayacağını söylemiştir. Çünkü “Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) müzabene satışından men etmiştir. Müzabene ise yaş hurmaya karşılık kuru hurmayı satmaktır.” Çünkü bu, ikisinden birisinin keyl olmaksızın yaş olanın kurusu ile satışı anlamına gelmektedir ve bu da caiz değildir. Sanki toprağın üzerindekini satmak yahut beş vesk’ten daha fazlasını satmak gibi sayılır.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa söz konusu geçen ve Buhari ile Müslim’in üzerinde ittifak ettiği hadisin siyakında “ariye olan hariç” ifadesi gelmiştir. Bu ziyadeyi almak da vaciptir. Sonra, eğer bu hadis tearuz ettiği varsayılacak olursa, bizim ileri sürdüğümüz hadisi almak vacip olur; çünkü tahsis içermektedir. Böylece her iki hadisin arası cem edilmiş ve her iki nasla da amel edilmiş olur.
İbn Munzir şöyle demiştir: Müzabene satışından men edenler, ariye satışı hakkında izin vermişlerdir. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e uymak daha evladır. Kıyasa gelince; ortada nas varken kıyasa başvurulmaz. Ayrıca bu hadiste ariye ruhsat ve izin verilmiştir. Ruhsat ise tehlike sebebi olduğunda, mahzurlu olanı kullanmayı öngörür. Zira mübahlık noktasında sebebin varlığı engellenecek olursa, bu durumda ruhsatı yerine getirmemiz hiçbir zaman söz konusu olmaz.
2) Beş vesk’in üzerinde olursa ariye satışı caiz olmaz. el-Muvaffak der ki: Bildiğimiz kadarıyla bunda ihtilaf eden yoktur. Ariyeye caiz diyenler arasında ihtilafsız olarak beş vesk’in altında olduğunda ise ariye satışı caiz olur. Ama beş vesk olursa İmam Ahmed’e göre bu caiz değildir. Bunu, İbn Munzir ve iki görüşünden birisine göre İmam Şafii de söylemiştir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) müzabene satışından men etmiştir. Müzabene ise yaş hurmaya karşılık kuru hurmayı satmak demektir. Sonra Allah Resulü, beş vesk’in altında olması durumunda ariyeye izin vermiştir. Beş veskte ise şüphe edilmiştir; bu durumda haramlık noktasında umum üzere kalmış oldu. Bir de ariye satışı, beş veskin altında kesin olarak nassın ve kıyasın tersine mebni olan bir ruhsattır. Beş vesk hakkında ise şüphe edilmiştir; dolayısıyla şüphe varken bunun mübah olacağı sabit değildir. Çünkü beş vesk, daha fazlasının hükmündeymiş gibi ele alınmaktadır; beş veskte zekat vermenin vacip oluşu buna delildir, nitekim bu miktardan daha az olunca zekatı yoktur.
İmam Malik ve bir görüşe göre İmam Şafii ise; bu caizdir. Çünkü Zeyd ve Sehl hadislerinde geldiği üzere ariyeye mutlak olarak izin verilmiş, ardından Ebu Hureyre hadisine göre de “beş vesk’in üzerinde olursa” şeklinde bir istisna gelmiştir. Beş veskte ise şüphe edilmiş ve kesin olan hükümle istisna getirilmek suretiyle mübahlığın muktezasına göre söz konusu olan şüphe geride kalmış olmaktadır.
Şöyle cevap verilmiştir: Mutlak olan izin konusu, ne kayıtlı bir şekilde ve ne de onun sonrasında olmak üzere bir ifadeyle sabittir. Tam tersine ortada yalnız bir tane izin vardır ve onu da kimisi mutlak, kimisi de mukayyet olarak nakletmiştir. Bu durumda, mutlak olanın mukayyet olana hamledilmesi vacip olur. O zaman bu iki hadisten birisinde bulunan mezkur kayıt, sanki diğerinde de varmış gibi kabul edilir. Onun içindir ki ittifakla “beş vesk”in üzerinde olmakla kayıt altına alınmış oldu.
Safka üzere ziyade olması durumunda beş veskten daha fazlasını satın almak caiz olmaz; ister bunu bir kişiden yahut bir topluluktan satın almış olsun, fark etmez. Çünkü müzabendeki yasak geneldir ve beş vesk altında olması şartıyla ariye konusunda istisna gelmiştir. Daha fazla olursa, haramlıktaki umum üzere kalır; çünkü üzerinde bir defa akdin yapılması caiz olmayan bir şey, tek bir tür de olsa iki akit için de caiz olmaz; tıpkı yerin üzerindeki eşyaları satmaya ve iki kızkardeşi bir nikah altında tutmaya benzer.
İmam Şafii ise şöyle der: Bir kimsenin, bir adama veya bir çok adama mütekerrir akitlerle olmak üzere bahçesindeki tüm meyvelerini ariyet olarak satması caizdir. Çünkü Zeyd ve Sehl hadislerinin umumu bunu ifade etmektedir. Bir defa akdi yapılan bir satışın —diğer alışverişlerde olduğu gibi— birkaç kere yapılması da caizdir.
Şöyle cevap verilmiştir: Sehl hadisi, bir ve iki hurma satışı ile kayıtlanmış olduğundan, ziyadesi olması durumunda haramlığa delalet etmektedir. Sonra mutlak hüküm, tek bir akit gibi mukayyete hamledilir.
Bir kimse iki kişiden iki tane (ayrı olmak üzere) ariyet eşyası satar da ikisinde de beş vesk’ten fazla miktarda olursa, bu satış caiz olur. Çünkü caiz olduğunu öncelikle ifade eden nokta —izahı geleceği üzere— müşterinin ihtiyaç duymasıdır.
3) Ariyenin ancak hurmanın göz kararı tahminle olmak üzere beş veskten ne azı ve ne de çoğu olmaksızın satışı caizdir. Bu durumda, hurmanın belli bir kile ile (tartılarak) satın alınması gerekli olur, götürü olarak alınması ise caiz olmaz. el-Muvaffak der ki: Ariye satışına cevaz verenlere göre bu noktada bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Zeyd b. Sabit’in aktardığına göre; “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), ariye konusunda sahibinin ayırdığı ağaç üzerindeki yaş hurmayı, kuruduğunda ne kadar geleceği tahmin edilerek hazır kuru hurma karşılığında satmasına ruhsat vermiştir.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Çünkü aslolan iki tarafın keyle itibar etmesi, her ikisinden de -noksanlık sebebiyle- sakıt olmasıdır, bu durumda diğer tarafın aslın kazasını icra etmesi gerekli olur.
Hurmanın misli olarak ne kadar geleceğinin tahmin edilmesi; Tahmin eden şahsın, ariye olarak göz kararı tahmin etmesi, müşterinin de misliyle o hurmayı satın almasıdır. Bunu, İmam Şafii söylemiştir.
Satış meclisinde bedelin kabzedilmesi, Ariye satışında şart koşulmuştur. Bu görüş, İmam Şafü’ye aittir. el-Muvaffak der ki: Bunda muhalif olanı bilmiyoruz. Çünkü bu satış, hurmanın hurma karşılığındaki bir satışıdır; dolayısıyla bunda söz konusu olan şartlara itibar edilir. Ancak şeriatın ariye satışında itibar edilmesini mümkün kılmayıp istisna getirdiği varsa başka. Her ikisinden de malın kabzedilmesi duruma göre meydana gelir; buna göre kuru hurmada tartılması ve taşınması ile yaş olan meyvelerde de tahliye şeklinde icra edilir.
4) Ariyenin sadece söz konusu meyveyi yaş olarak yemeye muhtaç olan kimse hakkındaki satışı caizdir, zengin olana ise bu şekildeki satışı caiz değildir. Bu, İmam Şafü’ye ait iki görüşünden birisidir. Çünkü Zeyd b. Sabit hadisinde geldiğine göre; “Kendisine Mahmud b. Lebid: ‘Bu şekildeki ariye satışınız nasıl olurdu?’ şeklinde soru sorunca, Zeyd b. Sabit: ‘Filan ve filan kimselere olurdu…’ cevabını vermiş ve Ensar’dan bazı ihtiyaç sahibi kişilerin Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip; pazara taze hurma geldiğini, ancak ellerinde bunu alıp yiyecek para olmadığını ama ihtiyaçlarından arta kalan kuru hurma bulunduğunu söylemişler, bunun üzerine kendilerine, ellerindeki hurmaları tahmin ederek ariye yolu ile taze hurma satın almalarına ruhsat verdiğini belirtmiştir.” Aslolan ne zamanki farklılaşacak olursa, bu şartın dışında buna muhalefet etmek caiz olmaz. Zira ihtiyaç için mübah olan bir şey, ihtiyaç hali olmadığı vakit mübah olmaz; tıpkı fakirlere zekat vermek ve yolculukta ruhsat kullanmak gibi.
Buna göre ne zamanki bu kimse yaş hurmayı yemeye muhtaç durumda olmaz ya da muhtaç olur da yanında ariye olarak satın alacağı bir semen varsa, bu durumda hurma satın alması caiz değildir. Ariye satışında beş şart aranır: Bunun beş vesk’ten az olması, bunun göz kararı olmak üzere hurmadan satılması, ayrılmadan evvel bedelin kabzedilmesi, müşterinin yaş hurmaya ihtiyaç duyması ve yanında yalnız satın alabileceği hurmadan başkasının bulunmamasıdır.
İmam Malik şöyle demiştir: Caiz olan ariye satışı; bir kişinin diğerine bahçesindeki hurma ağaçlarını ariye (ödünç) olarak vermesi, ardından ödünç verilen şahsın bahçeye girmesi sebebiyle -belki o bahçe içerisinde bahçe sahibinin ailesinin bulunmuş olması hasebiyle- bu durumun bahçe sahibinin hoşuna gitmemesi, ona girmek noktasında eziyet vermiş olması ve neticede ondan bu hurmaları satın alması şeklinde icra edilen satış, caiz olur.
Şöyle cevap verilmiştir: Zeyd hadisinde açık şekilde bu türlü satışın -hibe eden tarafından olmaksızın- caiz olduğu ifade edilmiştir. Zaten hibe edenin ihtiyacı için böyle olsaydı, bu durumda -kendisine ihtiyaç duyulma tahsisi olmadığı için- beş vesk olarak has kılınmazdı, hurma ile satışı da caiz olmazdı. Şüphesiz çokça hurma ağaçları bulunan bahçe sahibinin insanlara ariye şeklinde hurmalar vermesi gösteriyor ki bu kimse, ariye bedelinin edasından aciz değildir. Nitekim -diğer mallarda olduğu gibi- hibe eden için satışı caiz olan bir şey, başkası için de caiz olur.
İbn Akil ise; Bahçeye ariye sahibinin girmesinden sakındırmak için hurma ağaçlarını hibe eden kişiye bunun satışı da mübah olur, demiştir. Tıpkı Maliki mezhebi gibi düşünmüştür. Bunun İmam Ahmed’in kelamı olması da muhtemeldir. Çünkü ihtiyaç her iki taraftan da sadır olduğundan bu (satış) caiz olur, sanki müşterinin hurmayı yemeye muhtaç olması gibidir.
İmam Şafü ise diğer görüşüne göre bunu, her iki taraf için de mutlak olarak caiz görmüştür. Çünkü muhtaç kimse için caiz olan her türlü satışlar -diğer satışlar gibi- zengin için de caizdir. Bir de Ebu Hureyre ve Sehl hadisleri mutlak manada gelmiştir.
(Buna ise) ihtiyacın şart koşulması bağlamında az önce öne sürülen delil göstermelerle cevap verilmiştir.