Av konusunda buna dair görüşler geçmişti. Kesilecek hayvana gelince, İmam Ahmed’in mezhebinin meşhur görüşüne göre; dil ile besmele çekmek şarttır ve sehven çekilmeyecek olursa, besmele sâkıt olur. İmam Malik, Sevri, Ebu Hanife ve İshak da bu görüştedirler. Çünkü İbn Abbas: “Her kim unutacak olursa, bunda bir sakınca yoktur.” demiştir.
el-Muvaffak der ki: Zira isimlerini zikrettiklerimizin görüşü de bu minvaldedir ve kendilerine sahabe içerisinden muhalefet edeni de bilmiyoruz. Yüce Allah’ın: “Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin…” (Enam Suresi: 121) buyruğu, besmeleyi kasden terk etmeye dair hamledilmiştir; çünkü Allahu Teala’nın (devamında gelen) “Kuşkusuz bu fısktır (büyük günahtır)” (Enam Suresi: 121) kavli buna delil teşkil etmektedir. Zira üzerine besmele çekilmesinin unutulduğu bir yemek “fısk” değildir.
İmam Ahmed’den bu hususta, –kasden olsun, sehven olsun– besmele çekmenin vacip değil, müstehap olduğu nakledilmiştir. İmam Şafii de bunu söylemiştir. Av konusunda bunlara dair görüşler geçmişti.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir fark vardır ki o da avın, belirli bir kesim yerinde kesilmemiş olması hasebiyle, besmelenin bunda sadece takviye açısından itibar edileceğidir. Ama kurban kesimlerinde ise durum böyle değildir.
Kesilecek hayvandan dolayı besmele çekilmesi, –abdestte olduğu gibi– kesim sırasında da az daha öncesinde de geçerlidir. Buna göre bir koyundan dolayı besmele çekilse sonra başkası gelip de onun besmelesi üzerine onu kesecek olursa, bu caiz olmaz, ister ilkini göndermiş olsun isterse onu kesmiş olsun, fark etmez. Çünkü gelen ikinci şahıs onu besmele ile kesmiş olmadı.
Koyunu kesmek için yatırır ve besmele çekecek olursa, sonra da bıçağı yere atar ve başkasını alırsa, gelen bir selamı alırsa, insanla konuşursa veyahut birinden su isterse vb. ardından hayvanı kesecek olursa, bu helal olur. Çünkü bizzat o koyun için besmele çekmiştir ve araya az bir fasıla girmiş olacağından, sanki hiç konuşmamış gibi addedilir.