Şayet av –kesilmiş bir hayvanın hayatta olması gibi– henüz hayatta olduğu halde avcı ona yetişecek olursa, bu takdirde tüm ilim adamlarının görüşüne göre onu kesip boğazlamaksızın av mübah sayılır. Çünkü bu tür kesim ve boğazlamaların bir anlamı olmaz.
Ama ona yetişir ve av da ölmek üzere bulunursa, o zaman onu kesmez ta ki hayvan ölür ve durup bekler. Şayet onu kesmeye vakti yetmeyecek olur da ölecek olursa, yine o av kendisine helal olur. Buna benzer bir görüş İmam Malik ve İmam Şafii’nin de vardır. Çünkü onu kesmeye yetişeceğini kestiremediği ve zamanın geçmesiyle de geç kaldığından dolayı, o kişinin avı kesmesi ve onu boğazlaması olarak addedilir, sanki öldürmüş kimse gibi sayılır.
Ebu Hanife ise bunun helal olmayacağını söylemiştir. Çünkü avcı, henüz hayatta olduğu halde o ava yetişmiş sayıldığından, bunun mübahlığı onu kesmesine bağlı olur, sanki vakti varmış gibi addedilir. Onların yaptıkları bu kıyaslamanın imkan bulunması halinde söz konusu olacağı, terk edilmesiyle de ifrata kaçmış olacağından, bu şekilde bizim hakkında söylediğimizle ayrı düşeceği, şeklinde cevap verilmiştir.
Eğer avcı, henüz hayatta olduğu halde o ava yetişmiş olur ve av da uzun bir süre yaşayacak olursa, avcının da bu durumda onu kesme imkanı olduğu halde onu kesmez ve av da ölecek olursa, işte o zaman bu av mübah olmaz, ister av yaralı olmuş olsun, isterse olmasın, fark etmez. Bunu, İmam Malik, Leys, İmam Şafii, İshak, Ebu Sevr ve Rey ashabı söylemiştir. Çünkü bu durumda henüz o av hayattaymış gibi hüküm alır, bir de imkanı olduğu halde onu kesmiş olmadığı için sanki av değilmiş gibi hüküm alır.
Chat
Sohbet Yükleniyor...