"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Fey’in beşte dörtlük payının verileceği yer

el-Harkî der ki: Fey’in beşte dörtlük payı, köleler hariç olmak üzere tüm Müslümanlara verilir, zengin ve fakirler de bunda eşittir. el-Muvaffak şöyle demiştir: Bugün ilim ehli arasında, kölenin feyden bir şey alamayacağı noktasında ihtilaf ettiklerini bilmiyoruz. İmam Ahmed ve el-Harkî’nin sözlerinin zahirinden anlaşılan, zengin olsun fakir olsun diğer tüm insanların fey’den alma haklarının olduğu yönündedir.

Hz. Ömer, Yüce Allah’ın: “Allah’ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği feyler (ganimetler), Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir… Bunların arkasından gelenler şöyle derler…” buyruğunu okudu ve sonra şöyle dedi: “Bu ayettekiler tüm insanları kapsadı, her Müslümanın da bu ganimetten bir hakkı bulunmaktadır. Ancak temellük ettiğiniz köleler bunun dışındadır. Eğer ben hayatta kalırsam, her Müslümanın hakkı yerine gelecektir. Ta ki bir çoban dahi alnı terden kurumadan kendisi eşeğinin yularından hakkını alıp getirir.”

el-Kadı belirttiğine göre fey alacak olanlar, sınırlarda nöbet bekleyen savaşçılar, İslam ordusu ve onların bu işlerini yerine getirenlerdir. Çünkü bu fey, hayatta iken Hz. Peygamber’e aitti; zaferin elde edilmesi ve onun maslahatına harcanıyordu. Allah’ın Elçisi vefat edince, artık bu fey orduya ve Müslümanların ihtiyaçlarına harcanır oldu. Sadece onlara ait oldu, başkasına ise verilmedi. Kendileri cihada katılmayan bedevilere gelince, onların bu feyden ise bir hakkı yoktur.

Şöyle de demiştir: “Bu feyin zengin ve fakirler arasında verileceği” şeklindeki İmam Ahmed’in sözünün manasına gelince, kendisi bu zenginlikle, mücahidler, kadılar ve fakihlerden oluşan Müslümanların maslahatı için harcanmasını da kasdetmiş olabilir. Muhtemelen sözünden bu feyin, tüm Müslümanların faydası için harcanan mal olduğu ve dolayısıyla bunun faydasının da bütün Müslümanlara sarf edilip dönmüş olacağını da kasdetmiş olması muhtemeldir. Aynı şekilde bu fey ile Müslümanlar köprü ve asma cisirlerden istifade de ederler, maslahatlarına göre nehirlerden ve yollardan da yararlanırlar. O’nun sözünün gelişinden ise bu feyin orduya has olmadığı, bunun sadece Müslümanların ihtiyaç ve maslahatı için kullanılacağı anlaşılmaktadır. Ama bunu Müslümanların ordusu ile de dağıtmaya başlar; çünkü ordu da maslahat ehli sayılır. Zira Müslümanları muhafaza etmektedirler; dolayısıyla yeteri kadar alırlar, fazla geleni ise daha önemli olana sarf edilir. Bu önem sırasında öncelikle sınırların bentlerini tamir etmek ve yeteri kadar silahlar temin etmek gelir. Bundan sonra da önem olarak mescidler inşa etmek, köprüler yapmak, yolları düzenlemek, nehir yataklarını ıslah etmek ve bentlerini güçlendirmek gelir. Bunun yanında kadıların, imamların, müezzinlerin ve fakihlerin maişetlerini temin etmek ve Müslümanlara fayda verecek olan şeyleri de yerine getirmek gelir. İmam Şafii’nin de bu zikredilenlere benzer iki tane görüşü gelmiştir.

Fey’in ehli arasında taksim edilmesi konusunda ise farklı görüşler ileri sürülmüştür. Kimisi fey’in onların arasında eşit şekilde verileceğini söylerken, diğerleri ise daha fazla olarak verileceğini ifade etmiştir. İmam Ahmed’den gelen rivayete göre, İmam’ın uygun görmesi ve kendi içtihadına göre karar vermesi halinde her ikisine de birlikte verebileceğini söylemiştir. Ebu Bekir ise; Ebu Abdullah’ın (yani İmam Ahmed), onlara daha fazla verilmesini tercih ettiğini belirtmiştir. Bu İmam Şafii’nin de tercihidir. el-Muvaffak der ki: İnşallah-u Teala doğru olan, bu konunun İmam’ın içtihadına havale edilmiş olduğudur, bu durumda o isterse eşit verir, isterse fazla verir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/yolcunun-payi/,https://kutsalayet.de/ganimetten-kalan-beste-dortluk-payin-verilecegi-yer/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız