Akika, doğan çocuk için kesilen kurbandır ve içlerinde İbn Abbas, İbn Ömer, Hz. Aişe, Tabiin fukahası ve Belde imamlarının da bulunduğu ilim ehlinin çoğunluğuna göre akika kurbanı kesmek sünnettir. Ancak Rey ashabı bunun sünnet olmadığını ve akikanın cahiliyye adetlerinden olduğunu söylemiştir.
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den nakledildiğine göre, kendisine akika hakkında sorulunca: “Allah akîk olanı (ana babaya karşı geleni) sevmez” buyurdu. Sanki bu isimden hoşlanmıyor gibiydi. Bunun üzerine Sahabe: “Ey Allah’ın Resulü! Bunu sormamızın nedeni, birimizin çocuğu doğduğu vakit ne yapmak durumundayız?” dediler. Şöyle cevap verdi: “Erkek çocuk için birbirine denk ve benzer iki koyun, kız için de bir koyun kesin.”
el-Hasen ve Davud ise, akika kesmenin vacip olduğunu söylerler. Çünkü Semura b. Cündeb’ten rivayet edildiğine göre, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Her çocuk, doğumunun yedinci gününde kendisi için kesilecek olan akika kurbanı karşılığında bir rehine gibidir.”
Hz. Aişe’den rivayet edildiğine göre: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), kendilerine erkek çocuk için birbirine denk ve benzer iki koyun, kız için de bir koyun kesmelerini emretmiştir.” Bu hadisin zahiri ise vacip olduğunu gösterir.
Şöyle cevap verilmiştir: Bu hadis-i şerif, akikanın müstehap olduğuna delalet eder. Bu şekilde gelen hadislerin arası cem edilmek suretiyle, akika kurbanının kuvvetli derecede müstehap olduğuna hamledilmektedir.
el-Muvaffak der ki: Akika kurbanının doğumun yedinci gününde kesilmesinin sünnet olduğu noktasında ilim ehli arasında bir hilaf yoktur. Bunda aslolan Semura hadîsidir. Arkadaşlarımız dedi ki: Sünnet olan, yedinci günü kesilmesidir. Fakat çocuk yedinci günden önce veya yedinci günde ölecek olursa, bu kurban doğumun on dördüncü gününde kesilir. Eğer çocuk bu süre zarfında da ölecek olursa, o zaman doğumun yirmi birinci günü kesilir. İshak da bu görüşe sahip olmuştur.
Akika’nın çocuğun ölmesi halinde doğumun on dördüncü yahut da yirmi birinci günü kesilmesi meselesine gelince, bu meselede delil Hz. Aişe’nin şu kavlidir:
“(Sünnet olan) erkek çocuk için birbirine denk ve benzer iki koyun, kız için de bir koyun kesilmesidir. Bunun organları birbirinden ayrılmış olarak pişirilir, kemiği ise kırılmaz. Kendisi yer, başkasına yedirir, tasadduk eder ve bunu çocuğun doğumunun yedinci günü yapar. Yapmamış olursa doğumun on dördüncü yahut da yirmi birinci günü yapar.”
Bu gibi bir meselede Hz. Aişe’nin bunu kendiliğinden söylemesi mümkün olmadığına göre, Hz. Aişe’nin bu sözü bizzat Hz. Peygamber’den duyduğu bir hadise veya O’ndan gördüğü bir uygulamaya istinaden söylemiş olduğunu kabul etmek gerekir. Nitekim akikanın sözü geçen günlerden önce ya da sonra da kesilmesi caizdir. Çünkü maksat yerine gelmiş demektir.
Bir çocuk için hiç akika kurbanı kesilmemiş, ergenlik çağına eriştikten sonra mal kazanmaya başlamış olsa bile kendisine akika kurbanı gerekmez. Çünkü sünnet olan akika, babası için meşru olandır. Yabancı bir kimse gibi, babadan başkası akika kurbanını kesemez. Tıpkı fıtır sadakasında olduğu gibi.
Doğumun yedinci günü gelince, çocuğun saçlarının kesilmesi ve kendisine isim koyulması müstehaptır. Kesilen saçların ağırlığınca gümüş tasadduk edecek olursa bu da güzeldir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem):
“Onun (Hüseyin’in) saçlarını tart ve onun ağırlığınca da gümüşü yoksullara tasadduk et.” buyurmuştur.
Akika kurbanının yaşı, tıpkı kurbanda aranacak yaşla aynıdır ve kurban olmaktan engelleyecek kusurlar da aynıdır. Kurbanda aranacak müstehap özellikler akika için de geçerlidir.
Akika kurbanının yenilmesinde, hediye edilmesinde ve dağıtılmasında takip edilecek yol da aynı şekilde kurbandaki ile aynıdır. Sadece bunun organları birbirinden ayrılmış olarak pişirilir. Bunu İmam Şafii söylemiştir. Çünkü akika da tıpkı meşru kurban gibi vacip bir kurban değildir; dolayısıyla da kurbana benzemektedir. Zira özelliği, yaşı, miktarı ve şartlarıyla kurbana benzemiş olduğu için, sarf edilecek yerleri de aynıdır. Akikayı pişirse ve Müslüman kardeşlerini de ona davet etse, bu da güzeldir.
Akika kurbanının organlarını birbirinden ayırmak ve kemiklerini kırmamak müstehap sayılmıştır. Çünkü Hz. Aişe hadisinde:
“Bunun organları birbirinden ayrılmış olarak pişirilir, kemiği ise kırılmaz.” şeklinde gelmiştir. Bunu da İmam Şafii ifade etmiştir.