"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Zilhicce’nin ilk on günü girer de kim kurban kesmek isterse

Zilhicce’nin ilk on günü girer de kim kurban kesmek isterse, saçından ve tırnaklarından bir şey almaz.
el-Muvaffak şöyle der: Bunun zahirinden, bu durumda iken tırnakların kısaltılmasının haram olduğu anlaşılmaktadır. Bu, bizim mezhebimize ait bazı arkadaşların görüşüdür. Bunu, İbn Munzir, İmam Ahmed, İshak ve Said b. el-Müseyyeb’den aktarmıştır. Bunun delili Ümmü Seleme tarafından rivayet edilen hadistir. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Zilhicce’nin ilk on günü girer de sizden her kim bir kurbanı kesmek isterse, saçından ve tırnaklarından asla bir şey almasın.” Bir lafız ise: “Kurbanını kesinceye kadar saçından ve tırnaklarından asla bir şey almasın.” şeklindedir. Yasak ise haram olduğunu gerektirmektedir.

el-Muvaffak şöyle der: el-Kadı ile arkadaşlarımızdan bir kesim: Buradaki yasağın mekruh olduğunu, haram anlamında olmadığını söylemiştir. Nitekim İmam Malik ve İmam Şafii de bunu ifade etmişlerdir. Çünkü Hz. Aişe şöyle demiştir: “Ben, Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kurbanlığının nişan iplerini örerdim. Kurbanlıkları gönderdikten sonra Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), ihramlının sakınacağı şeylerin hiçbirisinden sakınmazdı.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.

Onların ileri sürdükleri hadisin “genel” bir hüküm ifade ettiği, bu hadisin ise “özel” bir anlamda olduğu, bu nedenle de özel hükmün öne geçmiş olacağı, bunun yanında da özel hadisin içeriğinin dışında genel hükmün de indirgenmiş olacağı, şeklinde cevap verilmiştir. Bir de onların ileri sürdükleri bu hadis, şu birkaç nedenden dolayı tartışma mahalli dışında hamledilmesi gerekir:
Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), -mekruh dahi olsa- asla kendisine yasak olan bir ameli işlemezdi. Bir de yasağın en asgari seviyesi mekruh olduğudur ve Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) de bunu işlemiş değildir. Bu durumda, Hz. Aişe’nin hadisinde gelen ve bu ameli işlemiş olduğu hususu, başkası hakkında hamledilir. Zira Hz. Aişe de açıkça biliyordu ki kendisiyle mubaşerette bulunması, “mübaşeret etmek” anlamına gelmekteydi. Yahut da bu devamlı yaptığı bir şeydir, elbise giyinmek ve koku sürünmek gibidir. Ama tırnakların kesilmesi ve saçların kısaltılması gibi nadir olarak yaptığı bir şeye gelince, açıkçası bunun haberi kendisine gelmemiş olabilir. Ama bunu kasdetmiş olduğu muhtemel ise şayet, bu da uzak bir ihtimal sayılır. Bu şekilde olursa eğer, o zaman tahsisine dair ihtimal yakın olur ve en yakın delil bu noktada yeterli gelmiş olur.

Ümmü Seleme’nin hadisine gelince; Onun bu hadisi daha kuvvetli bir delildir ve tahsis noktasında daha evladır. Çünkü Hz. Aişe, Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in amelini haber verirken, Ümmü Seleme ise Onun sözünü haber vermektedir. Söz ise amelin önüne geçer; çünkü amelin sadece Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e has olması ihtimali vardır.

Ebu Hanife ise; Bu mekruh olmaz; çünkü kendisine cima ve giysi giyinmek haram değildir, demiştir. (Ama) Hadis-i şerifte geçen yasağın, onun bu kıyasını reddedeceği ve onu iptal edeceği, şeklinde cevap verilmiştir. Öyleyse bunu yapan kimse istiğfar (edip tevbe) eder ve kasden de işlemiş olsa, unutarak da işlemiş olsa -icmaya göre- bundan dolayı kendisine bir fidye gerekmez.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/udhiyye-kurban-kesmenin-mesruiyeti/,https://kutsalayet.de/kurbanliklarin-en-fazletli-olani-ve-ne-zaman-kesilecegi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız