"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Yiyilecek ya da İçecek Şeylere Katılan Koku

Bir koku yiyecek ya da içeceklerin içine katılır ve kokusu da gitmemiş olursa, ihramlı bir kimsenin bunları kullanması mübah olmaz; ister bu hammadde olsun ya da ateşte pişirilmiş olsun, fark etmez. Bunu, İmam Şafii söylemiştir.

İmam Malik ve Rey ashabı ise ateşin dokunduğu (yani pişirdiği) yiyecekte bir sakınca görmemişlerdir; ister rengi, kokusu ve tadı gitmiş olsun ya da bunların hepsi kalmış olsun, fark etmez. Çünkü pişmek suretiyle onun “koku” vasfı artık özelliğini yitirmiş sayılır. Bunlarla istifade etmenin ve kullanmanın “mübaşeret etme (yani onu elleme)” açısından elde edildiği şeklinde cevap verilmiştir ve bu haliyle tabii olan hammaddesine benzemiş olmaktadır.

Zaten “koku”dan maksat, onun kokusudur ve bu da kalmıştır. Ama kokusu ve tadı gitmiş olana gelince, bundan ise sadece ateşin pişirmesi sebebiyle rengi geride kalır. İnşâAllah Teâlâ bunu yemekte ise —ihtilafsız olarak— bir sakınca yoktur.

Ateşte pişmemiş olur da kokusu ve tadı gitmiş olursa, bunda da bir sakınca yoktur. Bu, İmam Şafii’nin görüşüdür.

İmam Malik, İshak ve Rey ashabı ise sarı renkteki tuzu yemesini mekruh görmüş ve “ateşte pişen” ile “pişmeyen” şeyin arasını ayrıma tabi tutmuşlardır.

Maksadın rengi değil “kokusu” olduğu ve sadece kokusunun gelmesi sebebiyle buna “tîb” denildiği şeklinde cevap verilmiştir. Bu durumda, söz konusu olan hükmün de başkasıyla değil, onunla dönüp dolaşması gerekmektedir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ihramlinin-tirnaklarini-kesmesi/,https://kutsalayet.de/ihramli-bir-kimsenin-erkegin-basini-ortmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız