Burada zikri geçen tüm durumları unutarak işlemiş olması halinde, orucunu bozmuş olmaz. Bu, Evzâî, Sevrî, İmam Şâfiî, Ebû Hanîfe ve İshak’ın kavlidir.
Çünkü bu noktada Ebû Hureyre’den nakledildiğine göre, Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Oruçlu iken her kim unutup yer ve içerse, o orucunu (bozmayıp) tamamlasın. Çünkü ona ancak Allah yedirmiş ve içirmiştir.”
Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.
Çünkü bu, helal ve haram yönü bulunan ibadetlerdir; dolayısıyla da bunların mahzurlarında, kasten ve sehven yapılanları şeklinde farklılıkları da bulunmaktadır; namaz ve hac gibi.
İmam Mâlik ise unutma sebebiyle de olsa bunlardan dolayı oruç bozulur, demiştir. Çünkü kasten yapılan bir mahzur, oruçlu iken nasıl geçerli değil ise aynı şekilde onun cinsinden olan bir mahzurun sehven yapılması da caiz değildir; cima ve niyet etmede olduğu gibi.
“Niyetin fiilen terkedilmesinin söz konusu olmayacağı, niyetin orucun şartlarından sayıldığı ve şartların ise -orucu bozan durumların tersine- yanılma sebebiyle sâkıt olmayacağı” şeklinde cevap verilmiştir. Cima’nın hükmü ise daha ağırdır ve ondan kaçınmak ise imkân dâhilindedir.