Defalarca bakmanın üç hâli vardır:
Birincisi: Sonucu inzale (cünüplüğe) götürmeyen bir bakış, ihtilafsız olarak orucu bozmaz.
İkincisi: Sonucu inzale götürecek olan bir bakış, İmam Ahmed ve İmam Mâlik’e göre orucu bozar. Çünkü bu bakış, kendisiyle lezzet alınan (şehvetli) bir bakıştır ve bundan kaçınmak kişinin elinde olan bir durumdur. Dolayısıyla da -elleyip cünüp olmak gibi- onun orucunu ifsat eder.
Sevrî, Ebû Hanîfe ve İmam Şâfiî ise bunun orucu bozmayacağını ifade etmişlerdir. Çünkü yakın olmadığı hâlde kişinin cünüp olması, düşünmekle cünüp olmaya benzer.
Düşünmenin, kişinin elinde olmaması hasebiyle bunun defalarca bakmakla kıyas edilemeyeceği şeklinde cevap verilmiştir.
Üçüncüsü: Sonucunda mezi’nin geldiği bakış ise İmam Ahmed’in görüşünün zâhirine göre orucu bozmaz. Çünkü bunun orucu bozduğuna dair bir nass gelmemiştir. Onun için bunun, meninin inzal oluşuna kıyas edilmesi mümkün değildir. Çünkü ahkâmda ikisinin de konumu farklıdır; dolayısıyla da hüküm aslı üzere kalır.
Dolayısıyla düşünecek olur da ondan inzal vâki olursa, bu orucunu bozmayacaktır. Çünkü bunun orucu bozduğuna dair ne bir nass ne de icmâ gelmiştir. Öyleyse bunun, dokunmaya ve defalarca bakmaya kıyas edilmesi de mümkün değildir. Çünkü bu düşünce, dokunma ve defalarca bakma gibi şehveti tetikleyen ve inzale götüren bir hükümde olması söz konusu değildir.
Dolayısıyla da (oruçlu iken) bakmanın, yabancı bir kadına olmasıyla haram ya da kişinin kendi hanımına olması sebebiyle de mekruh olması, dokunma ve defalarca bakma konusuyla ayrılmış olacaktır ve aslı üzere kalacaktır.