Hakkında nassın gelmiş olduğu bu cinsler şayet bulunmayacak olursa, azık niteliğinden olan hububat ve meyvelerden de bu sadakayı vermek yeterlidir. Mezhebimizin zahirine göre, bir kimse için imkânı olduğu hâlde bu sınıflardan dışarı çıkmak caiz değildir. Bu yiyecek maddeleri ister kendi beldesinin yiyecek maddesi olsun, ister olmasın, fark etmez. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), fıtır sadakasının birtakım belirli cinslerden verilmesini farz kılmış ve aralarında bir ayrımı ise caiz kılmamıştır. Çünkü farzın zikredilmesinden sonra bu cinsler (sınıflar), farz kılınan maddeleri açıklamaktadır ki artık bu durumda bu cinsler farz olan cinsler sayılmış olacağından dolayı sadece bunlardan verilmesi kesinleşmiş olur.
Ebû Bekir ise şöyle der: “Diğer bir görüşe göre, ‘yiyecekten bir sâ‘ miktarı…’ şeklinde geçen hadisin zahrine göre beşinci bir madde de söz konusu olmaktadır ki o da taam (yani yiyecek)tir. Kuşkusuz ‘taam’ kimi zaman buğdaydan, kimi zaman da arpadan olur ve tartı kapsamına giren şeylerde olur.” Şöyle demiştir: Bu iki görüş de muhtemeldir. Kıyas açısından en uygun olanı, beşinci cinsin (maddenin) olmayacağı, ancak bulunmaması durumunda onun yerine geçebileceği yönündedir.
İmam Mâlik şöyle der: Bu fitreyi beldesinde en çok yetişen yiyecek maddelerinden çıkartıp verir. İmam Şâfiî ise: Adamın yanında hangi azıklardan varsa, bunlardan fıtır sadakasını verir, demiştir. İmam Şâfiî’nin ashabı ise farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Onlardan kimisi bu noktada İmam Mâlik gibi düşünürken, kimisi de itibar edilecek şeyin en çok yetişen yiyecek maddelerden çıkartılıp verileceği yönünde olmuştur.
Şöyle cevap verilmiştir: Hadiste söz konusu olan harf, bir defa muhayyerlik belirten “ev” şeklinde gelmiştir ve bu nedenle de muhayyer olarak ele alınması vaciptir. Dolayısıyla hakkında delillerin ortaya koyduğu o cinslerden herhangi birisiyle sadaka verilebilir; bu durumda daha yüksek olanından vermek de aynı şekilde caizdir. Zikredilenlerden anlaşılacağı üzere bunlar hurma, kuru üzüm ve kot’tur. Zira kuru üzüm ve kot, Medine halkının azıklarından sayılmaz. Onun içindir ki bu, “azığı olması” şartına itibar edilmediğine delalet etmektedir.