Nemâ’nın (yani artışın) sene şartı, aslın sene şartına mebnîdir. Çünkü ona mülkünde tâbidir ve dolayısıyla da –tam ya da eksik olması gibi– sene konusunda da ona tâbidir. Bunu, İmam Mâlik, İshak ve Ebû Yûsuf söylemiştir. Ebû Hanîfe ise; nemâ olsun başkası olsun, kendisinden istifade edilen her bir seneyi, cinsinin sene şartına göre binâ etmiştir.
İmam Şâfiî ise şöyle der: Seneden önce bir fayda hâsıl olur da bu faydanın senesi, nisap senesine binâ edilmemiş olursa, bu durumda sene baştan başlar. Çünkü hadis-i şerifte şöyle geçer: “Üzerinden sene geçmedikçe bir mal üzerinde zekât yoktur.” Buna göre bir nisaba ulaşmış bir eşya satılacak olur da senenin başında onun değeri artış gösterecek olursa, bu durumda o faydaya katılır ve hepsinden de zekât verilir.
Bunun tersi olarak; sene bitmeden önce eşyayı, nisabından daha fazla olmak üzere satacak olursa, senenin başında olmak üzere nisabından onun zekâtını verir ve söz konusu olan ilave için de bir sene baştan başlar.
Şöyle cevap verilmiştir: Şayet bir eşya, ticari eşya olarak ortada kalırsa, bunların hepsinin kıymetinden dolayı zekât verilir. Buna göre eğer fayda hâsıl olursa, bu daha evlâdır; çünkü bu şekilde tahakkuk da etmiş olur. Zira bu kâr, sene içerisinde asla tâbidir. Şayet fayda olmaz ise onun bu faydasıyla yine sene şartı değişikliğe uğramaz. Hadis-i şerif ise neticeye, sonuca ve faydanın hâsıl olmadığı hususta gelmiştir. Dolayısıyla da buna göre kıyas ederiz.