Bunda vacip olan miktar öşürdür ve özelliği de bunun zekât sayılacağıdır. Bu, İmam Mâlik’in görüşüdür. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem), Bilâl b. el-Hâris el-Müzenî’ye bir kabilenin bulduğu madenlerinden iktâ vermişti. Söz konusu olan bu madenlerden ise o güne kadar –zekât dışında– hiç alınmış değildi.⁴⁰
Ebû Hanîfe der ki: Vacip olan beşte bir pay vermektir ki, bu da **fey’**dir. İmam Şâfiî ise: “Bu zekâttır,” demiştir. Onun iki mezheb görüşünde olduğu gibi, bunun miktarı hakkında da ihtilaf vardır. Humus’un vacip olduğunu savunan kimseler, delil olarak şu hadisi zikretmiştir: Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet edilen şu hadis: “Rikaz’da humus (beşte bir zekât) vardır.” Rikaz nedir, ey Allah’ın Resûlü? diye sorulunca, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle cevap vermiştir: **“Yüce Allah’ın yeryüzünü yarattığı gün toprakta var ettiği altın ve gümüştür.”**⁴¹
Bu da açık nas sayılmaktadır.
Bu hadisi Abdullah b. Saîd’in rivayet ettiği, ancak onun zayıf görüldüğü; diğer hadislerin ise sıhhati açısından bilinmediği, bunların müsned ve (hadis) divanlarında da yer almadığı şeklinde cevap verilmiştir.